(4822 S. K. Geç.m. 1) (1086 S. K. m. 237)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, kredi kartı harcamalarından doğan borcunu ödeyemediği için aleyhine yapılan icra takibine itiraz ettiğini, İstanbul 2. Ticaret Mahkemesinin 2001/1210 sayılı dosyasında yapılan yargılamada itirazın iptali edildiğini, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için müracaat etmesi üzerine borcunun 5.004.000.000 TL olup 12 taksitte ödenmesinin istendiğini oysa borcunun talep edildiği kadar olmadığını belirterek borç miktarının mahkemece belirlenmesini istemiştir.
Davalı, çekilen ihtara rağmen kredi kartı borcunu ödemeyen davacı hakkında yapılan icra takibine itiraz edildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan itirazın iptali davasında itiraz iptali kararı verildiğini, davacının 4822 sayılı yasadan faydalanmak istemesi üzerine 5.004.000.000 TL borcun 12 taksitte ödenmesinin istendiğini, ancak davacının hiçbir ödeme yapamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda 17.09.2003 tarihi itibariyle davacı borcunun 4.764.177.168 TL olduğunun tespitine 12 eşit taksitle ödenmesine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının kredi kartından doğan borcunu ödememesi nedeniyle, davalı banka tarafından davacı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2001/12028 sayılı dosyasında icra takibi yapılmış, borçlunun itirazı üzerine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/1210 sayılı esasında kararla itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 1.547.094.020 TL üzerinden devamına % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın 22.03.2004 tarihinde kesinleştiği dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu husus tarafların da kabulündedir.
HUMK. 237. maddesince kesin hüküm, hükmü veren mahkeme dahil bütün mahkemeleri ve tarafları bağlar. Kesin hüküm varlığı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilir. Kesin hüküm dava şartı olup kesin hükmün varlığı halinde, mahkemece dava şartı yokluğundan dava reddedilmelidir. Somut olayda taraflar arasında kredi kartının değeri borç ile ilgili uyuşmazlık bulunmamaktadır. G. C. tarafından açılan bu dava henüz sonuçlanmadan İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/1210 sayılı dosyası karara bağlanmış ve karar 22.03.2004 tarihinde kesinleşmiştir. 22.03.2004 tarihli karar tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı hale gelmiştir. Bu aşamadan sonra hiçbir gerekçe ile kesin hükmü ortadan kaldıran karar verilemez. Bu durumda kesin hüküm varlığı nedeniyle davanın reddi kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davalı tarafça temyiz olunan kararın (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy