(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 11, 483, 484) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı Haluk Kuyucuoğlu ile yapılan kredi sözleşmesini davalıların müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, ödenmeyen borcun tahsili için yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptali ile %40 oranında inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmeyi kefil olarak imzaladıklarını, kefalet limiti belirtilmediği için sözleşmenin hukuki sonuç doğurmayacağı gibi asıl borçlunun da sözleşmeyi imzalamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalıların kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmeyi asıl borçlunun imzalamadığı, ortada geçerli bir sözleşme olmadığı, davalıların bu nedenle sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık kefalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. BK. 483-484 maddeleri gereğince, kefalet fer'i nitelikte sözleşme olup, kefille alacaklı arasında akdolunur. Asıl borçlunun rıza ve muvafakatı hatta onun bilgisi olmadan da yapılabilir. Bunun doğal sonucu olarak kefalet sözleşmesinin de asıl borçlunun imzasının bulunmasına gerek yoktur. Ne var ki kefalet sözleşmesinin geçerli olması için alacaklı ile asıl borçlu arasında geçerli bir borcun bulunması, kefalet akdinin yazılı olması, kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın belirtilmesi ve sözleşme içeriğinden anlaşılabilir olması gerekir.
Somut olayda, davacı banka ile dava dışı Haluk Kuyucuoğlu arasında yapılan kredi kartı sözleşmesi davalılar müteselsil kefil olmuş, kredi kartı sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine banka asıl borçlu ve kefiller (davalılar) aleyhine 775.534.319 TL asıl alacak 283.200.326 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.058.734.655 TL üzerinden icra takibi yapmış, bu takibe karşı kefiller (davalılar) kredi limitinin 25.000.000 TL olduğu bu miktarı kabul ettiklerini, ancak sözleşmede kefalet limiti belirtilmediği için fazlasından sorumlu olamayacaklarını belirterek takibe itiraz etmişler, itirazın iptali davası açılması üzerine de sözleşmede asıl borçlunun imzasının bulunmaması nedeniyle kendilerinin de sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kredi sözleşmesinde asıl borçlunun imzasının bulunmadığı, asıl borçlunun imzasının bulunmasının geçerlik şartı olduğu bu durumda davalıların kefil sıfatı ile borçlu olmayacağı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere kefalet sözleşmesinin hukuki sonuç doğurması için ortada geçerli bir borcun bulunması gerekir. Davacının ibraz ettiği sözleşmede asıl borçlunun imzası mevcut değilse de davalıların (kefillerin) imzası mevcuttur.
BK.nun 11. maddesi kural olarak sözleşmelerde şekil serbestliği ilkesini getirmiştir. Hangi sözleşmelerin resmi ve yazılı şekilde yapılacağı yasalarda belirtilmiştir. Yasalarımızda kredi kartı sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılacağına dair bir düzenleme getirilmemiştir. Bu nedenle mahkemenin kredi sözleşmesinin asıl borçlu tarafından imzalanmadığı için geçerli olmayacağına ilişkin gerekçesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı limitinde belli edilmesi gerekir. Kefillerin imzaladığı sözleşmede limit belli edilmediğinden kefalet sözleşmesi geçerli değildir. Davacı, kefillerden talepte bulunamaz. Mahkemenin davayı bu gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirirse de sonuçta dava reddedildiğinden hükmün gerekçesi yukarıda belirtildiği şekilde değiştirilerek sonucu doğru hükmün onanması HUMK.nun 438/son maddesi gereğidir.
Sonuç: Davacı tarafından temyiz olunan kararın gerekçesi yukarıda açıklanan şekilde değiştirilip, düzeltilerek hükmün ONANMASINA, 25.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy