(4077 S. K. m. 10/A) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödemekte iken, son 6 aydır hesap ekstresi gelmediğini ve daha sonra gelen ekstrede faizin ana borçtan fazla olduğunu, uygulanan faiz oranının ne olduğunun belli olmadığını, bunun 4077 sayılı kanunun 10. maddesine aykırı olduğunu, yapılan sözleşme örneğinin kendisine verilmediğini, bankanın faiz oranlarını tek taraflı olarak artırdığını, oysa tek taraflı olarak bunu yapamayacağını, ödeme yapılmayınca hemen kredi kartını kapatıp sözleşmeyi fesih etmesi gerektiği halde 6 ay sonra kartını fesih ettiğini, yüksek faiz istediğini bildirip, kredi kartı sözleşmesinin feshine dair işlemin iptaline, uygulanan faiz oranının düşürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin akit serbestisi şartlarına uygun olarak düzenlenip imzalandığını, uygulamalarının yasaya, faiz oranlarının da piyasaya uygun olduğunu bildirip davanın reddini savunmuş, açtığı ve bu dosya ile birleştirilen 1998/1238 esas sayılı davası ile kredi kartı kullanıcısı olan M.Kemal Günay'ın borçlarını ödemediğinden aleyhinde icra takibi yapıldığını ve takibe itiraz ettiğini bildirip, davalı kredi kartı borçlusunun icra takibine vaki itirazının iptalini ve %40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir. Karar davacı-Birleşen davalı M.Kemal Günay tarafından temyiz edilmiş; hüküm, Yargıtay 19.Hukuk Dairesince temyiz edenin asıl dava ile ilgili temyiz talepleri reddedilerek, birleşen dava yönünden talep edilen ana alacağın araştırılarak belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş ve karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, asıl dava bu şekilde kesinleşmiş, ancak bozma ilamı doğrultusunda tahkikat yapılmakta iken 4822 sayılı yasa ile yapılan değişiklik nedeniyle 4077 sayılı yasanın 10/A maddesi kapsamında kaldığı; davaya bakmaya tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile Antalya 3.Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği ve davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakan Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içinde, görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulması gerektiği halde, davacı tarafın böyle bir talebi olmadığından HUMK.nun 193/son maddesi hükmüne göre birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Alacaklı banka tarafından, Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 1998/1338 esas sayılı ve borçlunun 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı bu dava dosyası ile birleştirilen, mahalli mahkemece verilen kararda bozulan ve halen yargılaması devam etmekte olan birleşen davanın dosyası, dava dosyası içerisinde yok ise de, tüm dosya kapsamından ve yargılama aşamalarından, yargılamanın alacaklının açtığı birleşen dava yönünden devam etmekte olduğu tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlaşılmaktadır.
Davanın ilk açıldığı Antalya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi; verdiği ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyarak, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapmakta iken, 4822 sayılı yasa ile 4077 sayılı yasada yapılan değişiklik üzerine, davanın tüketici mahkemesinde görülmesi için 19.11.2003 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 23.2.2004 tarihinde kesinleştiği, davacı bankanın dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için 3. Asliye Hukuk Mahkemesine hakimin 9.2.2003 havale tarihini taşıyan dilekçesi ile karar kesinleşmeden önce başvurduğu, ancak mahkeme kaleminin hatası sonucu bu dilekçenin 2004/630 esas sayılı dosya içerisine konulduğu, dosyadaki 15.9.2004 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır. Öyle olunca davacının süresinde, mahkemesine hakim havalesini taşıyan dilekçe ile başvurduğu anlaşıldığından, davacının mahkeme kaleminin hatalı işleminden de sorumlu olamayacağından, işin esasının incelenmesini teminen mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy