(4822 S. K. geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı banka ile aralarında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, borcunu ödeyemediğinden hakkında 17.10.2001 tarihinde icra takibi başlatıldığını, %375 temerrüt faizi uygulandığını, davalının MK. 2-3. maddelerine aykırı davrandığını, uygulanan faizin fahiş ve BK. 19/2. ve 20. maddelerine aykırı olduğunu, TTK. 20/2. maddesi gereği basiretli tacir gibi davalının davranması gerektiğini, bankanın uyguladığı fahiş faiz ile haksız kazanç elde ettiğini, BK. 44. maddesine aykırı davranıp geç takip yapmakla faizin artmasına neden olduğunu, Bk. 104/son maddesine aykırı olarak faize faiz yürütüldüğünü bildirip, icra takip dosyasında faizin %96 olarak uygulanmasına, ve uyarlanmasına, borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödemelerin tahsiline, %40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, icra dosyasında istenen faiz sözleşmeye uygun olup, uyarlama şartları da olmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, hükmüne uyulan Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırmaya göre, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak üzere, 8.4.2003 tarihli noter aracılığı ile gönderilen ihtar ile davalı bankaya başvurduğu dosya kapsamı ile sabit ve tartışmasızdır. Davacı, 4822 sayılı yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşüp, hakkında yapılan icra takibi nedeniyle bu davayı açıp borçlu olmadığının tespitini istediğine, 4822 sayılı yasanın yayımından sonra 30 günlük süre içinde davalı bankaya 8.4.2003 tarihinde başvurduğuna göre, davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanma hakkı doğmuştur. O nedenle davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine uygun olarak başvuru tarihi itibariyle borcu uzman bilirkişiden alınacak açıklamalı, gerekçeli, denetime elverişli raporla belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 16.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy