(4822 S. K. Geç. m. 1) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat D. Karaçakır gelmiş, davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Banka, davalının vadesinde kredi kartı borcunu ödemediğini, 26.10.2000 tarihi itibariyle, kredi kartı hesabının kapatılarak sözleşmenin fesih edildiğini, hesabın kat ve sözleşmenin fesih edildiğine ilişkin 27.10.2000 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalının ihtara rağmen borcunu ödemediğini, alacağın ödetilmesi için girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi, cevapta vermemiştir. Mahkemece, davanın alacak olarak kabulü ile davacı bankanın davalıdan 14.3.2003 tarihi itibari ile toplam olarak 5.137.671.833 TL alacaklı olduğuna, bu miktarın 12x428.139.319 TL olarak ödenmesine, borcun bu tarih itibari ile bu şekilde tasfiyesine, yasal koşulları oluşmadığından inkar tazminatının takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kredi kartı kullanımından doğan borcunu ödemeyen davalının hesabının kat edilerek, alacağın tahsili için yaptığı icra takibine, davalının vaki itirazı nedeniyle itirazın iptali talebi ile bu dava açılmıştır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükmü uygulanmak sureti ile mahkemece karar verilmiş ise de, dosya kapsamından davalı borçlunun 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 günlük sürede geçici 1. maddeden yararlanmak için davacı bankaya bir başvurusunun olmadığı anlaşılmaktadır. Oysa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanabilmesi için, borçlunun kredi veren bankaya yazılı müracaat etmesi gerekir. Böyle bir müracaat olmazsa hakkında 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Davalının bu şekilde bir başvurusu olmadığı halde mahkemece 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanması sureti ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 04.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy