(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı banka ile aralarında imzalanan kredi kartı sözleşmesiyle iki adet kredi kartı aldığını, kartların kullanımından kaynaklanan borcunu ödeyemediğini, 27.3.2003 tarihinde tebliğ edilen 24.3.2003 tarihli ihtarnamesiyle davalı bankaya süresinde başvurarak 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesindeki imkanlardan yararlanmak istediğini, ancak davalı bankanın cevap vermediğini iddia ile borcunun tespitini istemiştir.
Davalı banka, davacının henüz temerrüde düşmediği için hesabın kat edilmediğini ve bu sebeple davacının süresinde yaptığı başvurusunun işleme konmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 4822 sayılı kanun kapsamında temerrüde düşürülmediği, bu nedenle geçici 1. maddedeki uygulama ve hesaplamadan davacının yararlanamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının noter aracılığıyla ve süresinde davalı bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesindeki imkanlardan yararlanmak üzere başvurduğu dosya kapsamı ve davalının kabulü ile sabit ve tartışmasızdır. Yine bilirkişi raporuna ekli belgeler ve davalı tarafa ibraz edilen ekstrelere göre davacının, kartlardan birincisinde en son harcama yaptığı ekstre tutarı 1.338.047.907 TL. olup, 20.11.2002 son ödeme tarihli ekstreden sonra hiç ödeme yapmadığı, yine ikinci kartla ilgili olarak en son harcama yaptığı ekstre tutarı 731.140.473 TL. olup, 21.10.2002 son ödeme tarihli ekstreden sonra her hangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ödenmeyen kredi kartları borcu nedeniyle davacı hakkında icra takibi aşamasına gelinmiş olup, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanması gerekir. Şöyleki; borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Somut olaydaki gibi banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve Banka Sigorta Muamele Vergisi eklenmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan ( temerrüt tarihindeki ana paradan ) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Davacının süresinde 4822 sayılı yasadan yararlanmak üzere başvurduğu mahkemenin de kabulündedir. Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan yöntemle 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre hesaplama yaptırılmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle ve yasanın amacına uygun düşmeyen bilirkişi görüşüne dayanılarak yararlanma hakkı bulunmadığından bahisle davanın reddi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy