(818 S. K. m. 11, 63, 213)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 20.3.2000 tarihli konut tahsis sözleşmesi uyarınca davalıdan daire satın alıp şimdiye kadar 22.000.000.000.- TL. ödediğini, davalının ara ödeme olarak sözleşmeye aykırı olarak 20.351.- dolar para istediğini, ödememesi üzerine de sözleşmeyi feshederek ödediği paralardan kesintiler yaparak 10.369.687.357.- TL. bedelli senet düzenlediğini, borcunun hesaplama şeklinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ödediği 22.000.000.000.- TL. ile bunun işlemiş faizi olan 15.400.000.000.- TL.'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye uygun bir şekilde hesaplanan 2001 yılı Haziran ayı ara ödemesini yapmayarak temerrüde düştüğünü, sözleşmedeki hakkı kullanarak sözleşmeyi feshettiklerini, davacının ödediği toplam bedelden fesih tarihindeki konut toplam satış bedelinin %10'u oranında vazgeçme akçesi ve masraflar tenkis edilerek bakiye 10.369.687.357.- TL. için fesih tarihinden itibaren sözleşme uyarınca 24 ay vadeli bonoyu düzenleyip davacıya bildirdiklerini, yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dava dışı üçüncü şahsa ödediği parayı isteyemeyeceği, sözleşmenin 9/D maddesi uyarınca, ancak 24 ay sonra 20.3.2003 tarihinde parayı tahsil edebileceğinden, o tarihten önce zamansız açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen 20.3.2000 tarihli adi yazılı konut tahsis sözleşmesi ile davalının inşa ettiği binadaki 40 numaralı bağımsız bölümün davacıya satıldığı ve davacının birtakım ödemelerde bulunduğu, satılan konutun henüz davacıya teslim edilmediği hususu taraflar arasında ihtilafsız olup bu husus dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalının dava konusu bağımsız bölümü 15.11.2002 tarihinde dava dışı üçüncü şahsa satarak tapusunu da devrettiği tapu kaydı ile belirgindir. Taraflar arasında yapılan sözleşme geçersiz olup taraflar, haksız iktisap kuralları içinde aldıklarını birbirlerine aynı anda iade ile mükelleftirler. Davalı, dava konusu bağımsız bölümü dava dışı üçüncü şahsa satıp tapusunu da devrettiği için sözleşmenin ifası da mümkün bulunmamaktadır. Sözleşme geçersiz olduğu ve davalının dava konusu bağımsız bölümü üçüncü şahsa satması sonucu akdin ifası da imkansız hale geldiği için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartlar da geçersizdir. Bu itibarla, davacının eldeki davayı açmasında yasal açıdan bir engel bulunmamaktadır. Mahkemece, davacının ödediği miktar belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 24.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy