(4721 S. K. m. 462/8) (7201 S. K. m. 21, 23, 28/1)
Dava: C.G. vekili Av. C.V. ile İ.B.B. Mirasçıları 1- K.B. vs. vekili Av. N.D. 2- K.V. Mirasçıları M.Ş.V. vs. vekili Av. ND 3- Ö.B. aralarındaki dava hakkında Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.7.2004 gün ve 752-392 sayılı hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: 1- Temyiz dilekçesinin davalılardan M.Ş.V., E.K. ( K. ), L.K., S.K. ve A.K.'ye 7201 sayılı kanunun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Anılan yasanın 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça, en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28/1. maddesi uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar ve ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yönde özellikle Tebligat Yasasının 23. ve Tüzüğün 33. maddelerinde de ayrıca vurgulanmıştır. Temyiz dilekçesinin az yukarıda ismi zikredilen davalılara tebliğine ilişkin tebligat parçalarının arkalarındaki yazıların incelenmesinden özetle "Adreste kimse bulunmaması nedeniyle komşu H. B. 'ye haber verildiği, iki nolu haber kağıdının asıldığı ve tebligat muhtara yapıldığı" belirtilmiş olmasına rağmen komşu H.B.'nin imzası alınmamak ve alınmama gerekçesi de belirtilmemek suretiyle tebligatların yasa ve tüzük hükümlerine uygun olarak yapılmadığı gözlemlenmiştir. Nitekim, yukarıda açıklandığı gibi, tüzükte belirtilen kimselerden gerekli soruşturmanın yapılıp yapılmadığı da tebliğ mazbatasında belirtilmemiştir. Oysa Tüzüğün 28/1 maddesi hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. Öte yandan, durum tebliğ mazbatasına nedenleriyle birlikte açık bir şekilde yazılmadıkça komşulara haber vermenin olanaksız olduğu şeklinde bir yoruma gitmenin de az yukarıda açıklanan yasa ve tüzük hükümlerinin niteliği ve gerçekleştirmek istediği amaca aykırılık oluşturacağı açıktır. O halde anılan yolda işlem yapılmış olmadıkça, tebliğ memuru tarafından yazılı beyan, onun mücerret sözünden ibaret kalır. Bu durumda mahkemece, davalılardan M.Ş.V., E.K. ( K. ), L.K., S.K. ve A.K. adlarına Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümlerine uygun olarak tebligat yapılması ve cevap süresi geçirildikten sonra dosyanın iadesi gerekir.
2- Davalılardan Y.B. vasisi E.K.'ın dosya içinde vasiye husumete izin belgesine rastlanılmamıştır. Vasiye husumete izin belgesi eklendikten sonra dosyanın iadesi gerekir.
3- Davalılardan Y.B. vasisi olarak gösterilen ve kendisi de davalı olan E.K.'nin Av. N.D.'yi kendi adına vekil tayin ettiği vekalet belgesinin incelenmesinden anlaşılmış, anılan şahsın vasisi bulunduğu davalı Y.B. yönünden de adı geçen avukatı vekil tayin ettiğine ilişkin vekaletnamesine dosyada rastlanılmamıştır. Bu durumda vasi E.K.'nin Y.B.'ye vesayeten adıgeçen avukatı vekil tayin ettiğine ilişkin vekaletnamesi mevcut ise eklenerek gönderilmesi, yok ise bu hususun tevsikinden sonra mahkeme kararının ve temyiz dilekçesinin vasi E.K. adına tebliğinden ve temyiz süresinin beklenilmesinden sonra iadesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentte belirtilen nedenlerle işlem yapıldıktan sonra iadesi için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy