(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait mecurda kiracı olduğunu, girerken boş teminat bonosu verdiği halde çıkarken alamadığını, davalı kiralayanın bu teminat bonosunu doldurarak hakkında icra takibi yaptığını ileri sürerek 15.6.2000 vadeli 1.500.000.000 TL. lik bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu bononun başka bir alacağına karşılık aldığını, teminat senedi olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, senedin teminat senedi olduğunun kabulü ile borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıya ait mecurda 15.11.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu ve taşınmazı tahliye ettiği hususları taraflar arasında ihtilafsızdır. Davacı mecura girerken boş bir senedi teminat bonosu olarak verdiğini, çıkarken hasarsız, borçsuz teslim ettiği halde senedini alamadığı gibi doldurularak takibe konduğunu bildirmiş, davalı ise kira sözleşmesi nedeniyle teminat senedi almadığını, alacağı için alındığını, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu savunmuştur. Davacı iddiasını ispat için yazılı belge getirmemiş, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanları sonucu davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava konusu senette senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmayıp, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde de teminat olarak senet alındığına yönelik bir kararlaştırma yoktur. O halde, senedin teminat senedi olduğunu ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Davacı senede karşı iddiasını yasal delillerle ispatlayamamış olup, HUMK. nun 288. ve devamı maddeleri hükmü gereğince de davada tanık dinlenmesi imkanı yoktur. Ne var ki davacı dava dilekçesinde ve sair her türlü kanuni delil demek suretiyle yemin deliline de dayandığı kabul edilerek davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy