(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı İrfan Bakır geldi davalı taraftan gelen olmadı duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı aleyhinde icra takibi yaptığını ancak itiraz edildiğini, oysa ki davalının Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifade de 1991 yılında kendisinden borç para aldığını kabul ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1991 yılından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine, asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının davası zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle dava reddedilmiş ve davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İ.İ.K.nun 67/2. maddesi uyarınca alacaklı davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için alacaklının takibinde haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekir. Zamanaşımı borcu sona erdiren bir durum olmayıp sadece borcun istenmesini engelleyen bir olaydır.
Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bir alacağı istenmesi kötü niyetin varlığını ortaya koymaya yeterli değildir. Dava konusu olayda davacının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği için davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi gereğice hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün 1 numaralı bendinin ikinci satırında yer alan (davalı yararına asıl alacak üzerinden % 40 oranında inkar tazminatına hükmedilerek davacıdan alınıp davalıya verilmesine) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine aynen (şartları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı isteminin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 18.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy