(818 S. K. m. 28, 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Belediyeden ihale ile 1990 yılında 108.000.000. TL bedelle 27 parselde kayıtlı 309 m2 arsayı satın aldığını, davalının taşınmazı inşaat amaçlı olarak ihaleye çıkardığını, taşınmazı inşaat yapma amacıyla satın aldığını, inşaat ruhsatı almak için Belediyeye müracaat ettiğinde, taşınmaz yeşil alan ve yol kapsamında alındığından inşaat ruhsatı verilemeyeceğinin bildirildiğini, hile ile taşınmazın kendisine satıldığını maddi ve manevi zarara uğradığını, idare mahkemesinde açtığı davanın da reddedildiğini ileri sürerek, 2.000.000.000. TL maddi, 3.000.000.000. TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, taşınmazın ihaleye çıkartıldığı tarihte, yeşil karakterli sit alanı içerisinde kaldığını, davacının bu durumu bilerek, taşınmazı ihale yolu ile satın aldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 6.127.837.902. TL maddi, 500.000.000. TL manevi olmak üzere toplam 6.627.837.902. TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Belediyenin ihaleye çıkarttığı taşınmazı 1990 yılında ihalede satın alıp, 1993 yılında da tapuda ferağının verildiğini, ancak 1994 yılında taşınmazın yol ve yeşil alan içerisinde kalması nedeni ile, inşaat ruhsatının verilemeyeceğinin bildirildiğini, taşınmazın inşaat amaçlı olarak ihaleye çıkarıldığını, hile ile taşınmazın kendisine satıldığını ileri sürerek, zararının tazmini için bu davayı açmıştır.
İhale şartnamesinde, her ne kadar Bahis konusu gayrimenkuller, imar planına göre ayrık nizam 2.Kat T.A.K. SR0.20 K.A.K. SR0.40 inşaata müsait sahada kaldığı, hiçbir gayrimenkul kesintisi ve istimlaka tabii olmadığı bildirilmiş ise de; yine aynı şartnamede Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda yeşil karakterli kentsel sit alanında kaldığı da açıklanmıştır. Daha sonra idarece yapılan imar değişikliği nedeniyle dava konusu taşınmazın bulunduğu sahanın yapılaşma dışında bırakılıp, iskan için ruhsat verilememesi davacıya, davalıdan her hangi bir hak talep etmesine neden olamaz. İdarenin zaman içerisinde günün gereklerine göre, gerekli plan değişikliğini yapma hakkı her zaman için mevcuttur. Kaldı ki davacı, bu durumu 1994 yılında öğrenmiş olmasına rağmen, aradan çok uzun süre geçtikten sonra 19.07.2000 tarihinde bu davayı açmıştır. Davalı hileye dayanmakta ise de, öğrendiği tarihe göre dava için bir yıllık sukutu hak süresini geçirmiştir. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy