(6762 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı kredi kartı borçlusu olan davalıya ihtarname çekilip 31.3.2001 tarihi itibarı ile 3.514.355.000 TL. borcu olduğunun bildirildiğini, borcun ödenmediğini ve yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını talep etmiştir.
Davalı faiz oranının çok yüksek olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının kısmen kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine karar Yargıtay'ca 4822 sayılı kanun gereği davalının yazılı müracaatı olup olmadığının araştırılması gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne 1.701.845.833 TL. üzerinden itirazın iptaline asıl alacağa takip tarihinden %166 oranında faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada; davacı banka tarafından davalının süresinde başvuruda bulunduğu, ödeme planının yapıldığı ancak buna uyulmadığı bildirilmiş, mahkemece yazılı şekilde önceki hüküm gibi karar verilmiştir.4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacıya davalı bankanın 31.3.2001 tarihinde ihtarname gönderdiği, 11.4.2001 tarihinden tebliğ edildiği verilen bir günlük sürenin dolması ile 13.4.2001 tarihinde temerrüde düştüğü, hakkında 23.7.2001 tarihinde icra takibine geçildiği, davalının icra takibine itiraz ettiği ve itirazın iptali davası sırasında davacı banka tarafından yapılan bildirimle süresinde 4822 sayılı yasadan faydalanmak üzere bankaya başvurduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalının temerrüdünün gerçekleştiği 13.4.2001 tarihinde başvuru tarihine kadar ana borca yıllık %50 faiz uygulanıp Banka Sigorta Muamele Vergisi, icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave edip başvuru tarihine kadar varsa ödemeler BK. 84. maddesi nazara alınıp ödeme tarihi itibarıyla borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarını 12 eşit takside bölünmesi suretiyle borç miktarının tesbiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy