(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının iki adet banka dekontu ve 2.11.2001 tarihli belge ile toplam 2.548.000.000 TL üzerinden kendisi hakkında takip başlattığını, oysa ki davalının sadece 422.500.000 TL alacağı bulunduğunu, bu miktar borcunu da davalının işyerinde çalışarak ödediğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takip konusu olan belgeler gereğince davacıdan alacaklı olduğunu, alacağının ödenmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takip dosyasındaki 6.550.000 TL asıl alacak nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kalan 1.532.500.000 TL asıl alacak ile ilgili davanın reddine ve bu miktara ilişkin takibin devamına, davanın reddedilen bölümü üzerinden %40 inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- HUMK. nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır.
Temyize konu davada davacı, davalı tarafından hakkında başlatılan 1.539.000.000 TL asıl alacak ve 1.009.000.000 TL işlemiş temerrüt faizi ile birlikte toplam 2.548.000.000TL üzerinden borçlu olmadığının tespitini istemiş, mahkemece davacının, asıl alacağın 6.550.000 TL'lık kısmı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 1.532.500.000TL'lık kısmı nedeniyle ise davanın reddine ve bu miktara ilişkin takibin devamına karar verilmiştir. Davalı icra takibinde 1.009.000.000'lık işlemiş temerrüt faizinin de ödetilmesini, davacı ise işlemiş temerrüt faizinden dolayı da borçlu olmadığının tespitini istemişse de mahkemece verilen karardan davacının bu kalem isteminin kabul veya reddedilmiş olduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece yukarda anılan yasa maddeleri göz ardı edilerek infazda tereddüde yol açacak şekilde yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA. 2.bent gereğince ise davalıların diğer temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy