(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı Banka, davalının kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan borcunu ödemediğini, hesap özeti ile hesap kat ihtarının tebliğ edilemediğinin, davalı hakkında yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğinden itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, %375 oranındaki faizin fahiş olduğunu faiz borcunun silinip, ana paranın taksitler halinde ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, icra takibinde itiraz edilmeyen kısmın dahil takibin 3.869.894.849 TL. üzerinden devamına %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali ile bu davanın yargılaması devam ederken yürürlüğe giren 4077 s. yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinin uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının son hesap özetinde belirtilen 9.7.2001 gününde borcunu ödemediği, bankanın hesabı kat ederek 23.7.2001 günlü ihtarname ile 1.690.557.477 TL. borcun ödenmesini, istediği ancak davalıya tebligat yapılamadığı, bankanın 21.11.2001 gününde icra takibine geçtiği davalının borcun 600.000.000 TL. lık kısmını kabul ederek fazlasına itiraz ettiği, davacı bankanın açtığı itirazın iptali davası devam ederken 4822 s. kanunun yürürlüğe girdiği, davalının 2.4.2003 gününde bu yasadan faydalanmak için müracaatta bulunduğu, bankanın azalan bakiye sistemine göre hesapladığı borcun aylık 375.000.000 TL. lık taksitlerle ödenmesini istediği ancak davalının ödemede bulunmadığı dosya içeriği ile sabittir.
Bu açıklamalara göre davalının son hesap ekstresinde belirtilen ödeme gününde temerrüde düştüğü kabul edilip belirlenecek alacağa davalının 4822 s. yasadan faydalanmak için bankaya başvuru tarihe kadar senelik %50 faiz uygulanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece hüküm tesisine elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- İcra inkar tazminatına asıl alacak üzerinden ve itiraz edilmeyen kısım mahsup edilerek hükmedilmesi gerekirken alacağın tamamı üzerinden hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1 ve 2 no.lu bentlerde gösterilen sebeplerle davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 24.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy