(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile yaptığı 18.6.1997 tarihli paylaşım protokolü ile davalı adına kayıtlı bulunan aracın kendisine bırakıldığını, ancak davalının otonun tesliminden kaçınması nedeniyle açtığı davada aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu tespitine karar verildiğini ve kararın 24.11.2000 tarihinde kesinleştiğini davalının buna rağmen otoyu teslim etmediğini belirterek otonun teslimini mümkün olmaz ise dava tarihindeki değeri olan 8.000.000.000 TL. ile 20.4.1999 tarihinden itibaren haksız kullanım nedeniyle oluşan 7.650.000.000 TL. nın tahsilini, fazlaya dair haklarının saklı tutulmasını istemiş, ıslah dilekçesi ile de kullanım bedeline ek olarak 13.450.000.000 TL. ile işlemiş faiz miktarı olan 18.425.000.000 TL. olmak üzere toplam 39.525.000.000 TL. nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının mahkeme kararı uyarınca aracın kendi adına tescilini sağlayıp, cebri icra yoluyla aracın teslimini sağlaması mümkün iken bunu yapmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle aracın dava tarihindeki değeri olan 8.000.000.000 TL. 20.4.2004-19.3.20004 tarihleri arası oluşan araç kulanım bedeli 21.000.000.000 TL. ve araç kullanım bedelinin işlemiş faizi olan 18.425.000.000 TL. nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı bu davada araç bedeli ile aracın davalı tarafından haksız kullanımı sonucu kullanım bedeli talebinde bulunmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın araç kiralama şirketlerince kiraya verilmesi esas alınarak değerlendirme yapılmış, mahkemece de bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı dava konusu aracı araç kiralama şirketine kiraya vermek istediğini bu davada iddia etmediği gibi, davalının da aracı araç kiralama şirketine kiraladığını iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla aracın, araç kiralama şirketince kiraya verilmesindeki kıstaslar esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan davacının 20.7.1998 tarihinde davalıya keşide ettiği ihtarnamede belli bir miktar belirlenmediği için kullanım mahrumiyetinden dolayı oluştuğu iddia edilen zarar için geçmişe yönelik faiz talebinde de bulunulamaz. Davacı bu davada ancak araç bedelini ve aracı kullanamamaktan dolayı uğramış olduğu her hangi bir zarar var ise yasal delilerle kanıtlamak şartıyla bu zararını talep etme hakkına sahiptir.
Mahkemece davacıdan aracı kullanamamaktan dolayı uğradığı zararların neler olduğu sorularak delilleri istenmeli, davalıdan da var ise karşı delileri sorulup alınmalı, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken dava konusu aracın sanki kiralanmış gibi değerlendirilerek yazılı şeklide hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy