(818 S. K. m. 538, 539)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esas ve birleştirilen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Şükrü Saklaya ile davacı vekili avukat M.Ali Alan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, ortak murisleri Ercüment Özkan'ın davalı ve dava dışı Yaşar Dede Aslan ile Hünkar Pide Kebap Salonu adlı işletme için 1.6.1978 tarihinde ortaklık sözleşmesi imzaladığını, Ocak 1995 tarihinde murislerinin ölümü ile asli ortak olarak ortaklığa devam ettiklerini, diğer ortak Yaşar Dede'nin ortaklığını davalıya devir ettiğini, 10.7.1996 tarihine kadar kar payı ödemesi yapıldığını bu tarihten sonra hiçbir ödeme yapılmadığını, Mayıs 1998 tarihinde davalı ve kendilerinin karşılıklı taahhütleri ile ortaklığın tasfiye edilmesi ve tasfiye hesaplarının çıkartılması için hakem heyeti oluşturulduğunu, hakem heyeti kararına davalının uymadığını bu nedenle ortaklığın halen devam ettiğini ileri sürerek, 10.7.1996 tarihinden itibaren ödenmeyen kar payından fazla hakları saklı kalarak 100.000.000.000 TL.nın reeskont faizi ile birleşen dava ile de 20.000.000.000 TL.nın ödetilmesine ve davalının ortaklık devam ederken dağıtılmayan kar payları, ortaklık kredisi ve nakdi ile işletmenin kirasında bulunan 10 nolu parseldeki 3 nolu dükkan ile 1 nolu ticari depoyu 15.8.1996 tarihinde satın alıp adına tescil ettirdiğini oysa ortaklık malı olduğundan bu taşınmazlardaki 1/3 hissenin adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, ortaklığın işletilmesinin davacıların murisi ile alınan ortak karara göre, % 30 kar payı karşılığı Adnan ve Faruk Serim'e bırakıldığını, ortaklığın hakem heyeti kararı ile feshedildiğini ve bu tarihe kadar kar payının ödendiğini, dava konusu taşınmazların ise ortaklıkla ilgisinin bulunmadığını, şahsi kredileri ile satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının taşınmazların satış bedelini kendisinin ödediğini ispatlayamadığını bu nedenle ortaklık geliri ile alındığının kabulü gerektiği açıklanarak, 3 nolu dükkan ile 1 nolu deponun 1/3 hissesinin iptali ile davacılar adına tesciline, ortaklık kar payı olarak 100.000.000.000 TL.nın dava tarihinden yasal faizi ile birleşen dava için 20.000.000.000 TL.nın 14.6.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline fazla hakkın saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacılar ile davalının imzalarını taşıyan tarihsiz taahhütnamelerde işletmekte olduğumuz Hünkar Kebap ortaklığımızın tasfiyesi için ..., ... dan oluşan hakem heyeti olarak tayin ve tensip ediyoruz. Hakem heyetinin ortaklık hakkında vereceği karara uymayı taahhüt ediyoruz ibareleri yazılıdır. Tarafların bu şekildeki taahhütleri üzerine 13.7.1998 tarihinde verilen hakem heyetinin kararında, işletmenin mevcut durumu belirlendikten sonra; kar payı, güvence parası, işletme değeri v.s. toplamının 1/3 payı 77.936.830.000 TL.nın davacılara ödenmesine, işletmenin davalı Halit Serim'e devir edilmesine karar verilmiştir. Ancak taraflarca bu karara itibar edilmediği ve eldeki davanın bu nedenle açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, tarafların hakem heyetine müracaatlarına ilişkin taahhütname içeriğinden işletme ortaklığının tasfiyesi ile hesaplarının çıkartılması isteğinin bulunduğu, en azından 13.7.1998 hakem heyeti karar tarihi itibariyle ortaklığın son bulduğunun, bu tarih itibariyle tarafların fesih iradelerinin birleştiğinin kabulü zorunludur. Ortaklık bu tarih itibariyle son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bu tarihe göre bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise, tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında, öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
3- Davacı, 15.8.1996 tarihinde satın alınıp davalı adına kayıtlanan 1 nolu depo ile 3 nolu dükkanın ortaklık malı olduğunu, ortaklığa ait kazanımlarla satın alındığını ileri sürerek 1/3 hissesinin adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı buna karşı taşınmazın kendi şahsi kredisi ile şahsi mallarını satarak bedelini ödediğini savunmuş buna ilişkin delillerini ibraz etmiştir. Mahkemece davalı ödemelerine ilişkin delilleri celbedilip değerlendirilerek, ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Kaldı ki, kabule göre de, bu taşınmazlar değerlendirilmeden, hesaba katılmadan ortaklık kar payının hesabı yapılıp, tamamından davalının sorumlu tutulması da yanlıştır. Mahkemece eksik inceleme ile bu isteğin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereğince temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy