(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kredi kartı ile yaptığı harcama bedellerini 11.03.2002 tarihli ihtara rağmen ödemediğini, alacağın ödetilmesi için girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve alacağın %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, savunma yapmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacı bankanın davalıdan 14.03.2003 tarihi itibariyle 1.387.607.655 TL. alacaklı olduğu, bu bedelin 12 eşit taksitte tahsilini teminen takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davalının kredi kartı borcunu keşide edilen ihtarnameye rağmen ödemediğinden bahisle, alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itirazı üzerine vaki itirazın iptali davasıdır. 14.03.2003 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 4822 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi, bu Kanunun yayımından önce, borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçlarının, temerrüt tarihindeki ana paraya yıllık %50'yi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle 12 eşit taksitle ödeneceği, kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takibin yukarıda yer alan hükme göre ilk taksidin ödenmesiyle duracağı ve son taksidin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçları ile ortadan kalkacağı, bu madde hükümlerinin tüketicinin kredi verene kanunun yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanacağı." öngörülmüştür. Somut olayda, Kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdünün gerçekleşmiş olduğu anılan Yasa hükmü gereğince, 30 günlük süre içinde 08.04.2003 tarihinde davacı bankaya 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak, BK'nın 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de bu ödeme gününde borcun tamamı değil, belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları BK'nın 101/2. maddesinde öngörülen miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle, kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle borçlunun temerrüdü banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana alacağa 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, banka sigorta muamele vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin banka sigorta mevduatı vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, BK'nın 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda, davacının davalı kredi kartı borçlusunun 21.01.2002 son ödeme tarihli hesap ekstresinde belirtilen asgari ödemeyi ödememesi üzerine hesap kat edilerek 11.03.2002 tarihli ihtarla tüm borcunu ödemesini davalıya bildirmiş, 16.03.2002 tarihinde davalıya ihtarın tebliğ edildiğini, ihtarda verilen 7 günlük sürenin dolması ile davalının 24.03.2002 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Böyle olunca, davalının 24.03.2002 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile, bu tarihe kadar davacı alacağının akdi faiz, bu tarihten itibaren de bulunacak alacağa 4822 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince %50 faiz uygulanması ve başvuru tarihinde ödenmesi gereken miktarın belirlenmesinden sonra bu dönemde yapılan ödemeler var ise, bu ödemelerin düşülmesi ve bundan sonra icra tahsil harcı, icra masrafları avukatlık ücreti ve banka sigorta muamele vergisi eklenmeli, bulunacak miktar 12'ye bölünerek aylık ödeme tutarlarının belirlenmesi gerekir. Bilirkişi raporunda değinilen bu yönler üzerinde durulmamıştır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy