(1086 S. K. m. 73) (818 S. K. m. 306)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, ödünç olarak verdiği 108 gr. Altın ve 200 DM.nin davalı borçlu tarafından ödenmemesi üzerine icra takibi yaptığını öne sürerek, davalının icraya vaki haksız itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan değil, oğulları olan Musa ve İbrahim S.'den borç aldığını ancak bu kişilerin kardeşini öldürdükleri için borcu ödemediğini bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, karz hukuki ilişkisine dayanılarak açılmıştır. Davacı, kendisinin borç verdiğini iddia etmiş ise de, davalı davacıdan borç almadığını, davacının oğulları Musa ve İsa S.'den borç aldığını savunmuştur. Gerçekten de mahkemenin kararına dayanak yaptığı Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/81 esas, 131 karar sayılı dava dosyasında 26.3.2002 tarihinde davalının şahit olarak alınan beyanında borç aldığı kişinin İsa ve Musa kardeşler olduğu ve Ağır Ceza Mahkemesinde davacının yargılanmadığı gibi taraf da olmadığı, öyle olunca Sezginler ifadesi ile davacının oğulları Musa ve İsa'nın kastedildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan cevaba cevap layihasında davacı borcu kendisinin verdiğini söylerken oğullarının kendisiyle çalışmadıklarını, Musa'nın İstanbul'da çalıştığını, İsa'nın ise çalışmadığını beyan etmiştir. Bu beyandan da davacı ve oğullarının birlikte çalışmadıklarını, dolayısıyla alacağın davacıya ait bir alacak olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı, ceza dosyasından başka davalıya borç verdiğine dair bir delil ve belge de getirememiştir. Öyle olunca borcu davacının değil, oğullarının verdiği ve davacının da dava açmaya hakkı olmadığından davanın reddi gerekir. Mahkemece aksi düşüncelerle delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy