(1479 S. K. m. 70) (3533 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Bağ-Kurlu hastalara verilen hizmet nedeniyle doğan 27.805.687.150 lira alacağın ödenmediği gibi, girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 3533 sayılı kanunun 4. maddesinde belirtilen idarelerden olmadığı için davanın hakem sıfatıyla görülemeyeceğini, uyuşmazlığın niteliğine göre, iş mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın esastan da yersiz olduğunu belirterek reddini dilemiştir.
Mahkemece hakem sıfatı ile uyuşmazlık incelenmiş ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde nöbetçi iş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş kararın kesinleşmesini müteakip, davacı vekilinin talebi üzerine dava dosyası iş mahkemesine gönderilmiştir. İş mahkemesince de, uyuşmazlığın BK. dan doğduğu 1479 sayılı yasanın 70. maddesinde sayılan ihtilaflardan olmadığı, davanın hakem sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılarak, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde görev uyuşmazlığının halli için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmiş Yargıtay 10. hukuk Dairesince de karar onanmıştır. Dava dosyası tekrar hakem sıfatı ile 10. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş bu defa mahkemece, kararın kesinleşmesinden sonraki 10 gün geçtikten sonra istek dilekçesi verildiği gerekçesi ile HUMK. nun 193. maddesi hükmü gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş davacı taraf itirazının da reddedilmesinden sonra kararı temyiz etmiştir. HUMK. nun 193/2 maddesinde, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur denildikten sonra 193/3 maddesinde, her iki halde, karara karşı temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay'ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten başlayarak 10 gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirmesi gerekir. hükmü yer almıştır. Yasanın bu açık hükmü karşısında, maddede belirtilen 10 günlük sürenin kararın temyiz edilmiş olması durumunda, onama kararının ilgiliye tebliğinden itibaren başlayacağı duraksamasızdır. HUMK. nun 193. maddesinde değişiklik yapan 3156 sayılı kanun gerekçesinde de bu hususa açıkça değinildiği gibi Yargıtay inançları da bu yöndedir. Somut olayda, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin onama ilamı davacı tarafa 27.2.2004 tarihinde tebliğ edildiğine göre, davacının 3.3.2004 tarihinde verdiği istek dilekçesinin yasal on günlük sürede verdiğinin kabulü zorunludur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 1479 sayılı Bağ-Kur yasasına ek olarak çıkarılan 3235 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması ile ilgili düzenlenen 16.1.1977 tarihli protokolden kaynaklanmakta olup, davalı Bağ-Kur 3533 sayılı yasanın dördüncü maddesinde belirtilen idarelerden de değildir. Hal böyle olunca, mahkemece, onama kararı sonrası verilen istek dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile, davanın hakem sıfatı ile değil Asliye Hukuk Mahkemesi esasına kaydedilerek, işin esasına girilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemenin 9.9.2004 tarihli itirazın reddi ile ilgili kararının kaldırılarak 13.5.2004 tarihli kararının davacı yararına BOZULMASINA, 16.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy