(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Sağlık Bakanlığına bağlı Eskişehir Devlet Hastanesinin tıbbi malzeme alımı için düzenlediği ihaleyi kazandığını, tıbbi malzemelerin teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, 458.744.782.800TL. asıl alacak, 46.076.789.190 TL. işlemiş yasal faiz olmak üzere 513.945.804.619 TL. nın ödetilmesi için giriştiği icra takibine, davalının 419.816.100.000 TL. borcu bulunduğunu bildirerek kısmi itirazda bulunduğunu, oysa asıl alacağın 423,024.000.000 TL. olmasına göre davalının kabul ettiği 419.816.100.000 TL. düşüldüğünde 3.162.900.000 TL. lık asıl alacak kısmına ve faize ilişkin itirazının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek, 3.162.900.000 TL. asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 40.854.142.083 TL. tutarındaki faiz alacağına ilişkin itirazın iptali ile, bu miktar üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Mahkemece takibe itirazın 3.162.900.000 TL. asıl alacak, 40.294.496.301 TL. işlemiş faiz olmak üzere 43.457.396.301 TL alacağın asıl alacak kısmı olan ve itiraz edilen 3.162.900.000 TL. lık kısmına takip tarihi olan 25.12.2002 tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranları uygulanmak ve %55 oranı aşılmamak kaydı ile yasal faizi ile birlikte tahsili bakımından takibin iptaline, 17.382.958.520 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı sözleşmenin 8. maddesi hükmüne dayanarak her parti malın teslimiyle birlikte fatura kesilerek 90 gün içinde ödenir hükmüne dayanarak, her bir alacak kalemi için, fatura tarihinden icra takip tarihine kadar faiz talebinde bulunmuştur. Ne var ki, sözleşmedeki bu hükmün davalı borçluyu temerrüde düşürecek kesin bir vade olarak kabul mümkün değildir. Zira muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. (BK. 101 maddesi) Dosya kapsamı ile davacının takibe konu alacak için davalıyı takipten tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair bir delil bulunmamaktadır. Hal böyle olunca 3.162.900.000 TL. nın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesi gerekirken, sözleşme hükmünün değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek faiz alacağının da kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Faiz alacağı yönünden alacak miktarı likit değildir. Bu nedenle asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde faiz alacağını da kapsar şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması, kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentte açıklanan nedenle davalı lehine BOZULMASINA, 21.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy