(818 S. K. m .207,215)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Muharrem Taşkın'ın müteahhit sıfatıyla inşa ettiği binadaki daireyi diğer davalı Mehmet Karagöz'den satın aldığını, daireyi su bastığını, evin parkelerinin kabardığını, duvarların ve evdeki eşyaların zarar gördüğünü, yaptığı delil tespitinde hasarın nedeni olarak zeminde yeterli izolasyonun yapılmaması, yer altı sularının ve yağmur sularının drenajının iyi olmamasının belirlendiğini belirterek toplam 6.957.000.000 TL.nın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının bağımsız bölümü 1998 yılının Temmuz ayında teslim alıp hemen kullanmaya başladığını beyan ettiği, bu durumda BK. 363/son maddesi uyarınca teslim tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Muharrem'in müteahhit sıfatıyla yaptığı binadaki arsa sahibi diğer davalı Mehmet'e ait daireyi davacının davalı Mehmet'ten satın aldığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki ilişkinin bu haliyle satım akdi niteliğinde bulunduğunda duraksama bulunmamalıdır. Davacı satın aldığı dairede sonradan ortaya çıkan ayıplardan dolayı tazminat talebinde bulunmakta olup, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda ayıpların taşınmazın teslimi veya tesliminden sonra normal bir muayene ile anlaşılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Taşınmaz satımlarında da uygulanması mümkün olan BK.nun 207/son maddesinde satıcı alıcıyı işgal etmiş ise bir senelik müruru zamandan istifade edemez hükmü getirildiği gibi gayrimenkul satımlarında uygulanan BK.nun 215/son maddesi uyarınca da bir binanın ayıplı olmasından mütevellit ve tekeffüle müstenit davalar mülkiyetin devrinden beş sene geçmekle sakit olur. Taraflar arasındaki hukuki ilişki gayrimenkul alım satımı mahiyetinde olduğu için zamanaşımı süresinin BK.nun 215/son maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir.
Anılan madde hükmü uyarınca somut olayda zamanaşımı süresinin başlangıcı mülkiyetin devri anı olup, dosya içindeki bilgi ve belgelerden ise mülkiyetin 25.5.2001 tarihinde tapuda devir yapılmak suretiyle davacıya intikal ettiği anlaşılmaktadır. Davacının taşınmazı daha önce teslim alması ve kullanmaya başlaması mülkiyetin devri mahiyetinde olmadığı için zamanaşımı süreside teslim anında başlamaz. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin 25.5.2001 tarihinde davacıya intikal ettiği ve davacının da 2.10.2003 tarihinde eldeki davayı açtığı sabit olduğuna göre olayda zamanaşımı süresinin de henüz dolmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.1.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy