(818 S. K. m. 266) (2004 S. K. m. 72)
Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Avukat N.Ö. gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalıların malik olduğu işyerini 01.09.1996 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralayıp konfeksiyon işi yaptığını, ancak 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle mecurun kullanılamaz hale geldiğini, kira akdini feshederek durumu davalılara bildirdiğini, ancak davalıların mecuru teslim almaktan kaçındıklarını, yaptırdığı delil tespitinde binanın kullanılamaz hale geldiğinin belirlendiğini, buna rağmen davalıların kira bedelinin tahsili için icra takibi yaptıklarını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini, kira sözleşmesinin feshinden ve tahliyeden sonraki döneme ait olan ve önceden ödenen 2.540.000.000.-TL ile davalılara teminat olarak verilen 7500 DM'ın istirdadını istemiştir.
Davalılar, mecurda kullanmayı engelleyen bir hasarın bulunmadığını, mecurun anahtarlarının 07.07.2000 tarihinde icra dosyasına teslim edildiğini ve bu nedenle davacının 07.07.2000 tarihine kadar olan kiralardan sorumlu olduğunu, ödenen depozitonun da kiralanana verilen zarar nedeniyle istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişler, birleşen davada ise 01.09.1996 tarihli asıl kira sözleşmesinin kapsamı dışında kalan bölümlerin 26.03.1999 tarihli sözleşme ile davacıya kiralandığını, ancak davalının bu yere ait ikinci yıl kira bedeli olan 9000 DM'ı ödemediği gibi icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemişlerdir.
Mahkemece, kiralananın hasarlı ve kullanılmaz durumda olduğunun bilirkişi raporlarıyla anlaşıldığı, davacının ihtarına rağmen davalıların anahtarı teslim almaktan kaçındıkları, binanın ağır hasarlı olup o hali ile kiraya verilemeyeceği, anahtarın teslim alınmaması suretiyle hasar olması nedeniyle kiraya verilemeyecek bir yerden dolayı davacının kira parasından sorumlu tutulamayacağı, feshin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davada davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2000/8933 sayılı icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının ödediği 7500 DM teminattan her bir davalının payına isabet eden 2500'er DM'ın ve fazladan ödenen 2.540.000.000.-TL-'dan her bir davalının hissesine isabet eden 846.666.666'şar TL'nın davalılardan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalılar tarafından yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen 22.08.2000 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazda hor kullanıma dayalı bir zarar olmadığının tespit edilmiş olmasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Kiracı olan davacı-karşı davalının kiralananı boşalttıktan sonra anahtarı teslim etmesi B.K.'nun 266. maddesi gereğidir. Kiracının kiralanan üzerindeki zilyetliğini bırakması veya kiralananı terk etmesi mecurun anahtarını teslim ettiği anlamını taşımaz. Herhangi bir konut veya işyeri kirasında kiracının anahtarları kiralayana teslim etmesi gerekir. Bunu yasal delillerle kanıtlamak yükümlülüğü de kiracı olan davacı-karşı davalıya aittir. Anahtarlar teslim edilmediği sürece kiralananın tasarruf yetkisinin hukuken kiracıda bulunduğunun kabulü zorunludur. Hukuken tasarruf yetkisine sahip bulunan kiracının da anahtarların kiralayana teslim edildiği tarihe kadar olan kira parasından sorumlu olması gerekir. Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden davacı kiracının 01.09.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı yerle, 26.03.1999 tarihinde kiraladığı yere ait anahtarı 07.07.2000 tarihinde icra dosyasına teslim ettiği anlaşılmaktadır. 26.03.1999 tarihli sözleşme ile kiralanan bölümlerin kira süresinin sonunda davalılara anahtarı verilmek suretiyle teslim edildiği kanıtlanamadığından bu yere ait sözleşmenin süresi sonunda uzadığının da kabulü gerekir. Hal böyle olunca davacı kiracının gerek 01.09.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı ve gerekirse 26.03.1999 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı mecurlardan dolayı anahtarların icra dosyasına teslim edildiği 07.07.2000 tarihine kadar oluşan kira paralarından sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek ve davalı-karşı davacıların talepleri de dikkate alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı-karşı davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 450.-YTL. duruşma avukatlık parasının davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya ödenmesine, 06.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy