(818 S. K. m. 386, 389, 390, 392)
Dava: A. Üstün vekili avukat F. Özmuk ile E. Ulucan vekili avukat C. Kayhan aralarındaki dava hakkında Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 10.3.2004 tarih ve 768-76 sayılı hükmün Dairenin 22.11.2004 tarih ve 7386-16780 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, eski eşi olan davalı ile boşandıktan sonra bir müddet beraber yaşadıkları sırada, karşılıklı birbirlerine vekalet verdiklerini, davalının bu vekaletnameye dayanarak adına trafikte kayıtlı olan aracını kendisinin haberi ve muvafakati olmadan dava dışı N. Akın'a satıp parasını almış gibi gösterdiğini, kendisine bedel ödenmediği gibi, araç teslim edilmeyen N. Akın'ın kendisi aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2000/5325 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, tebligatın davalı tarafa yapılarak icra takibinin kesinleştiğini, bankada hesabında bulunan 5.317.308.458 TL. nın haciz edildiğini, icra takibi yapan N. Akın'ın aleyhine açtığı Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/768 esas sayılı menfi tesbit davasının ret edildiğini, aleyhindeki icra takibinin halen devam ettiğini ve bakiye borcunun halen 18.000.000.000 TL olduğunu, icra takibi ve hacziler nedeniyle manevi zarara uğradığını bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.317.308.458 TL maddi tazminatın 13.10.2000 tarihinden itibaren 15.000.000.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, manevi tazminatın bir yıllık süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, davacı vekil edenin istemi ile aracı dava dışı N. Akın'a satıp aldığı bedeli de davacıya ödediğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine hüküm dairemizce onanmış, bu kez davacı taraf karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı, davalının vekalet görevini kötüye kullandığı ve zarara uğradığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebiyle bu davayı açmıştır. Davacının davalıyı vekil tayin ettiği, davalının vekil olarak davacıya ait aracı dava dışı N. Akın'a haricen sattığı, araç kendisine teslim edilmeyen N. Akın'ın davacı aleyhinde ödediği araç bedelinin tahsili talebiyle Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2000/5325 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı, davacının banka hesabından 5.317.308.458 TL. nın haciz edildiği gibi, halen takibin devam ettiği, davacının N. Akın aleyhinde açtığı menfi tespit davasının red ile sonuçlanıp, Yargıtay denetiminden de geçerek kararın kesinleştiği, tüm dosya kapsamı ile sabittir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet ilişkisidir. Vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya tekabül eylediği hizmetin ifasını üstlenir vekil, vekil edenin talimatı doğrultusunda işlem yapmak zorunda olduğu gibi, müvekkilinin sarih talimatına aykırı işlem yapamaz. Yine vekilin mesuliyeti, umumi surette işçinin sorumluluğuna ait hükümlere tabidir. Vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükellef olduğu gibi müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı almış olduğu şeyi müvekkiline tediyeye mecburdur (BK. 386, 389, 390, 392. maddeleri ). Vekil bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, vekalet görevini vekil edenin verdiği talimat doğrultusunda iyi bir surette yerine getirmelidir. Vekalet görevini yerine getirirken en hafif, kusurundan ve vekil edenin talimatına aykırı davranışından dolayı müvekkilinin uğradığı zarardan da sorumludur. Davalı, davacıya ait aracı onun rızası ile dava dışı N. Akın'a satıp aldığı parayı davacıya ödediğini ve hesap verme borcunu yerine getirdiğini savunmuş ise de davalı vekil, davacı müvekkilinin rızası ile aracı haricen sattığını yasal delillerle kanıtlayamadığı gibi, aldığı bedeli davacıya ödediğine dair ibraname ve teslim belgesi başlıklı belge altındaki imzasında davacı eli mahsulü olmadığı Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/768-287 sayılı menfi tesbit dava dosyası içindeki 1.3.2001 tarihli bilirkişi raporu ile sabittir.
Öyle olunca davalı savunmasını kanıtlayamadığından davacının talimatı dışında davacı aracını haricen dava dışı kişiye sattığı, aldığı bedeli davacıya intikal ettirip, vekil olarak hesap vermediği, bu yüzden davacının icra takibine ve haciz işlemine maruz kaldığı, halen hakkında icra takibinin devam ettiği ve bu yüzden davacının zarara uğradığı, bunlardan dolayı davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacının uğradığı maddi zararlardan olan banka hesabından haciz edilen 5.317.308.458 TL. ile uygun bir manevi tazminata hüküm edilmesi gerekirken, mahkemece aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, dairemizce zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli ve mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 2004/7386-16780 sayılı 22.11.2004 tarihli onama ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın ve evvelce alınan onama harcının istek halinde iadesine, 30.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy