(1086 S. K. m. 288, 290, 293/1)
Dava: Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı A. H. S. ve vekili avukat H. D. ile davalı vekili avukat İ. K. 'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 4.2.1995 tarihinde kızı ile evlenen davalı S. K. ile birlikte, A. N.yolunda R. ve ortaklarına ait olan 11 parsel sayılı arsa üzerinde, ortak olarak birlikte inşaat yaptıklarını, davalının damadı olması nedeniyle aralarında yazılı sözleşme düzenlenmediğini, inşaat sözleşmesinde müteahhit olarak, hisselerinin büyük çoğunluğu S. K. 'ya ait olan bir aile şirketi niteliğindeki diğer davalı S. limited Şirketinin adının yazıldığını sonradan öğrendiğini, davalının ortaklığı inkar ettiğini ileri sürerek, adi ortaklığın tespitine, kendisine isabet edecek olan net kardan fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik, 27.312.104.897 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacı ile aralarında ortaklık ilişkisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, adi ortaklığın HUMK'nun 288. maddesi gereğince yasal delillerle ispat edilemediği, dinlenen tanık beyanlarına da bu nedenle itibar edilmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı S. K. ile birlikte ortak olarak inşaat yaptıklarını ileri sürerek, adi ortaklığın tespitini ve bu ortaklıktan doğan kar payının ödetilmesini istemiştir. Davacı ve davalı S. K., kayınpeder-damat olup, HUMK.293/1 maddesi gereğince olayda tanık dinlenilebilir. Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığından, HUMK'nun 290. maddesinde düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması da söz konusu değildir. Mahkemece her iki tarafın gösterdiği tanıklar dinlenmişse de, tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. O halde dinlenen tanık beyanları değerlendirilip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davanın yasal delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine peşin harcın istek halinde iadesine, 20.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy