(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kredi kartı borcunu ödemeyen davalının hesabının kat edilerek icra takibine başlandığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için 24.3.2003 tarihinde başvurduğunu, talebinin reddedildiğini, 4822 sayılı yasa gereğince borcunun hesaplanarak tespitini yaptığı ödemelerinde borcundan düşülmesini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının 4822 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce temerrüde düşmediğinden aynı yasanın geçici 1. maddesinin kredi kartı sahibi lehine getirdiği uygulama ve hesaplamadan yararlanamayacağı görüşüne dayalı bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanununun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının 29.3.2003 tarihinde yasal sürede 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükümlerinden faydalanmak için davacı bankaya müracaatta bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı banka kredi kartı borcunu ödemeyen davalıya 7.5.2003 tarihinde çektiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirip toplam 2.218.086.493 TL borcun 24 saat içinde ödenmesi istenmiştir. Mahkemece 7.5.2003 tarihli ihtarla hesap kat edildiğine ve 4822 sayılı yasanın yürürlük tarihi itibariyle alacak icra takip aşamasına gelmediğinden davalının bu yasa hükümlerinden faydalanamayacağı sonucuna varılmıştır. Ne var ki davalının her iki kredi kartı için Aralık 2002 tarihinde asgari ödeme miktarını ödemediği, bu tarih itibariyle davacı bankanın hesabı kat edip icra takibi yapma hakkının doğduğu, buna rağmen bankaca 7 Mayıs 2003 tarihine kadar beklendiği ve hesabın kat edilmediği anlaşılmaktadır. Bankanın Aralık 2002 tarihinden 7.5.2003 tarihine kadar işlem yapmaması, alacağının icra takibi aşamasına gelmediği anlamına gelmeyeceği gibi, davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükümlerinden faydalanmasına engel olmaz. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 23.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy