(818 S. K. m. 530)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan F. D. ile davacı vekili avukat O. H.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalılar ile kebap ve lahmacun salonu işletmek üzere adi ortaklık kurduklarını, sözleşmenin 10. maddesi gereğince banka şubesine her ay hissesine düşen kar payının yatırılması gerekirken, sadece ortaklığın başlangıcında birkaç ay yatırıldığını, daha sonra hiçbir ödenmenin yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, son beş yıla ilişkin ortaklık kar payına karşılık şimdilik 10.000.000.000 TL'nın, her ay ödenmesi gereken bedele o aydan itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının ortaklık sermaye payını ödememesi nedeniyle sözleşmenin hiçbir zaman hayata geçirilemediğini, bu nedenle davacıya borçlu olmadıklarını, kar payı istenilen işletmenin R. Y. adına kayıtlı olduğunu, davacıya hiçbir şekilde kar payı ödemediklerini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olduğu kabul edilerek, 8.92003 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan son beş yıla ilişkin davacının hissesine düşen toplam 2.131.692.862 TL kar payının dava tarihinden itibaren davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında kebap ve lahmacun salonu işletilmek üzere adi ortaklık kurulduğu, kar, zarar ve masrafların ortaklar arasında eşit şekilde paylaştırılacağı, davalıların bu adi ortaklığın idareci ortakları olduğu, ortaklığın süresinin bir yıl olup, sözleşmenin bitim tarihinden 15 gün öncesinden feshi ihbar talebinde bulunulmadığı takdirde ortaklığın gelecek yıllar için de devam edeceği 12.12.1995 tarihli sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır. BK. 530. maddesi hükmüne göre diğer ortak olan davacıya hesap vermekle yükümlü oldukları halde idareci ortak olan davalıların davacıya hesap vermedikleri açıktır. Yönetici ortak olan davalıların, istenmesine rağmen ortaklık defterlerini ve hesap listesini ibraz etmemeleri nedeniyle mahkemece, ortaklığın sermayesi, konumu, vasıfları, devam süresi, iş durumu ve benzer işletmelerin gelir ve giderleri göz önünde tutulmak suretiyle, ortaklığa ait işletmenin gelir ve giderleri, lokanta işletmesinden anlayan, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile belirlenerek, belirlenecek net kar miktarları üzerinden davacı hissesine düşen kar payı miktarlarının ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, sadece işletmeye ait vergi levhalarında belirtilen ve çoğu zaman gerçek durumu yansıtmayan net kazanç miktarları üzerinden gelir ve kar payının belirlendiği yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11.072005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy