(1086 S. K. m. 413, 417) (1136 S. K. m. 64) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının 1.6.1996 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 1.6.1999-31.5.2000 tarihleri arasındaki kira bedelinin mahkeme kararı ile 70.000.000 TL olarak tesbit edildiğini, ödenmeyen kira bedelleri ile eksik ödenen kira bedeli ve hasar bedelinin tahsili için yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Mahkemece, aylık kiranın 42.000.000 TL. olması nedeniyle davacının kira bedel farkı isteyemeyeceği, ayrıca davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle birikmiş faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle aylık 42.000.000 TL. den 5 aylık ödenmeyen kira bedeli 210.000.000 TL, 160.000.000 TL. hasar bedeli olmak üzere toplam 370.000.000 TL. üzerinden itirazın iptaline, fazla istemin reddine, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı davalı aleyhine yaptığı icra takibinde eksik ödenen kira bedeli olarak 196.000.000 TL, 5 aylık ödenmeyen kira bedeli 350.000.000 TL, 280.000.000 TL. işlemiş faiz, 160.000.000 TL. hasar bedeli ve 46.000.000 TL kapıcı gideri talebinde bulunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen 1.6.1996 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde kira bedelinin en geç ayın yirmisine kadar ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Sözleşmede kararlaştırılan bu süre kesin vade niteliğinde olup, kiranın belirlenen sürede ödenmemesi halinde o süreden itibaren temerrüt gerçekleşmiş olur. Mahkemece bu yön gözetilerek ödenmeyen her ayın kirasının ödenmesi gereken tarihten itibaren işlemiş faizinin ne kadar olduğu hususunda gerekirse bilirkişi düşüncesine başvurularak belirlenecek işlemiş faiz miktarına da hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu kalem isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Davacı bu davada itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatında tahsilini istemiştir. İ.İ.K.nun 67/2. maddesinde hükme bağlanan icra inkar tazminatı, aleyhine yapılan icra takibine haksız olarak itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçlu aleyhine konulmuş bir yaptırımdır. Hemen belirtmek gerekir ki icra inkar tazminatına hükmedebilmek için alacağın muhakkak yazılı bir belgeye bağlanması gerekmemekte olup, borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz etmesi ve alacağın likit ve muayyen olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan borçlunun icra takibine kötü niyetli olarak itiraz etmiş olması yasal koşullardan değildir. Dava konusu olay değerlendirildiğinde hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek icra inkar tazminatının tahsiline yönelik talebin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Yargılama aşamasında davalı vekil olduğunu söyleyerek davaya katılan Av. Y. K. vekaletnamesini ibraz etmesi için mahkemece verilen sürelere rağmen vekaletname sunmadığı gibi, mahkeme ilamı ve davacının temyiz dilekçesinin de davalı asıla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinin kabulü ve reddedilen kısım üzerinden de davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi olanaklı değildir. Mahkemece açıklanan bu husus gözetilmeyerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy