(1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Muzaffer Taka'nın, diğer davalı Nesrin Taka'dan almış olduğu vekaletname ile 4717 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin kendisi ile harici sözleşme yaptığını, tapu devrinin yapılmadığını, açmış olduğu tescil davasının reddedildiğini, ödediği paranın tahsiline karar verildiğini, parayı tahsil ettiği tarihte faizi aşan zararı olduğunu ileri sürerek taşınmazın rayiç değerine göre oluşan zararı 10.447.000.000 Tl.nın faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Nesrin Taka, davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 388. maddesi "Karar aşağıdaki hususları kapsar" fıkrasının 2. bendi "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri" demek suretiyle kararın neleri ihtiva edeceği belirtilmiştir. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır.
Dava konusu olayda davacı, dava dilekçesinde davalı olarak Muzaffer Taka, Nesrin Taka ( kendisine asaleten, çocukları Aslı, Gülsaba ve Merve'ye velayeten ) ve Mustafa Taka ( velayeten annesi Seniha Şentürk )'yı hasım göstererek davasını açmış olup, mahkemece verilen kararın başlığında, davalılar olarak sadece Muzaffer Taka, Nesrin Taka ve Mustafa Taka 'nın isimleri yazılmış, Aslı, Gülsaba ve Merve'nin adı hiç yazılmamış olduğu gibi, davalı Mustafa'nın temsilcisi velisinin adı da gösterilmemiştir. Hüküm fıkrasında ise 5.144.554.081 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle Muzaffer ve Nesrin Takadan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar başlığında adı yazılı davalı Mustafa yönünden davanın kabul veya reddedildiğine dair bir açıklama yapılmamıştır. Bu şekilde karar başlığında adı yazılı olmayan davalılara karşı kesin hüküm doğurmayacak ve adı yazılı olmasına rağmen hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmayan davalı hakkında infazda tereddüde yol açacak şekilde hüküm kurulmuş olması az yukarıda açıklanan emredici nitelikteki kurallara ve kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği gibi mahkemelere olan güveni de sarsar. Hal böyle olunca da anılan kararın hukuki varlık kazanacağından söz edilemeyeceğinden usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine göre diğer temyiz sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte gösterilen nedenle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy