(1086 S. K. m. 288, 293)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya narenciye bahçesinin meyvesini sözlü anlaşmaya göre 14.000.000.000.TL bedelle sattığını, 3.000.000.000.TL peşin aldığını, davalının 7.220.000.000.TL lik ürünü toplayıp götürdüğünü, kalan parasını istediğinde davalının sözleşmeden vazgeçtiğini belirttiğini, bahçenin 20 gün bakımsız kaldığını, soğuk ve fırtına nedeni ile zarar gördüğünü ileri sürerek toplanan ürün nedeni ile 4.220.000.000.TL, oluşan zarar nedeni ile de 2.764.000.000.TL olmak üzere toplam 6.984.000.000. TL nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıya ait tüm portakalı almayıp , kilo hesabı ile 3.000.000.000.TL' lik portakal aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kendisine ait taşınmazlardaki bütün portakal ürününü kabala usulü ile davalıya satmış olduğunu iddia etmiş, davalı ise kilo başı olduğunu savunmuştur. HUMK' nun 288. maddesinde belirtilen miktarı geçen hukuki işlemlerin varlığı tanıkla ispat olunamaz. Olayda öne sürülen sözlü satım sözleşmesinin değerine göre bahçedeki portakalın tamamına değer biçilerek mi yoksa kg hesabı üzerinden mi gerçekleştiği hususunda iddianın tanıkla değil, senetle ispat olunması gerekir. Anılan yasanın 289. maddesi gereğince senetle ispatı gereken hususlarda, bu yön hakim tarafından hatırlatıldıktan sonra karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir. Dosyada davacının tanık göstermesi konusunda davalıların usulüne uygun ve açık muvafakatı bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, HUMK' nun 293/4 maddesine göre halin icabına ve iki tarafın vaziyetine nazaran senede raptı muteamil olmayan muamelelerde tanık dinlenmesi mümkün bulunmamaktadır. O nedenle bir bölgede herhangi bir kuralın teamül halinde olduğunun kabulü için o kuralın zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle kararlı bir nitelik kazanmış bulunması ve aynı zamanda kamuca belirtilen teamüle inanılmış olması gerekir. Oysa Kozan Ticaret Odası 4.10.2004 tarihli yazısında bu tür satımların "Esas olan sözleşme yapılması olmakla birlikte uygulamada hem sözleşme yapıldığı, hem de sözleşme yapılmaksızın karşılıklı güvene dayalı olarak sözlü anlaşma ile satıldığı şeklindedir." diye belirtmesi karşısında, bu tür satımların sözlü yapıldığına dair örf ve adetin oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda tanık beyanlarına göre karar kurulamaz. Öyle ise davacı delilleri arasında her türlü yasal delil demekle yemin deliline dayandığı kabul edilerek davacıya, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy