13. Hukuk Dairesi 2005/4693 E., 2005/11970 K. KREDİ KARTI SÖZLEŞMESİ TEMERRÜT
4822 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKL... [ Madde 1 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 84 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 101 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, kredi kartından doğan borcunu ödemeyen davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile % 40 oranında inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında değişiklik yapılmasına dair Kanunun geçici 1. maddesinden faydalanmak için müracaatta bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra takibi aşamasında 4822 sayılı Yasanın yürüdüğe girmesi üzerine davalının bu yasa hükümlerinden faydalanmak için müracaat ettiği anlaşılmış ise de, yasadan yararlanma şartı olan ilk taksit ödenmediği için davalının yasadan yararlanamayacağı gerekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda 3.410.578.910 TL. üzerinden itirazın iptaline asıl alacak üzerinden % 40 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, kredi kartından doğan borcun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı yargılama aşamasında yürürlüğe giren 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak istediğini bildirmiştir. Mahkemece 4822 sayılı Yasadan faydalanmak için bankaca belirlenen ilk taksitin ödenmesi gerektiği, davalının ilk taksiti ödemediği, tüketici lehine getirilen bu hükümden istifade edemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin bu yasanın yayımlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayımlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt, tarihi bakımından anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık % 50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık % 50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bö-lünmelidir.
Somut olayda, davacı banka alacağının, kredi kartı sözleşmesine müsteniden davalıya yerdiği kredi kartı harcamalarından doğduğu ve borcun ödenmediği, 4822 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce davalının temerrüde düştüğü, borçlu aleyhinde 18.1.2002 tarihinde icra takibi yapıldığı, itirazın iptali davasının yargılaması aşamasında 4822 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi üzerine davalının yasal 30 günlük sürede 10.4.2003 tarihinde aynı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için yasal müracaatta bulunduğu, davacı bankanın 14.4.2003 tarihli cevabi ihtarı ile borcun 15.5.2003 tarihinden başlayacak şekilde 320.000.000 TL.lik 12 eşit taksitle ödenmesini istediği, buna karşılık davanın 15.5.2003 tarihli cevabi yazı ile bildirilen borcun yasa hükümlerine aykırı olarak fazla hesaplandığı gerekçesiyle itirazda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık da yoktur.
Mahkemece, bankanın belirlediği ödeme planına uyulmadığı gerekçesiyle davalı, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin tüketici lehine getirdiği haklardan istifade ettirilmemiştir. Ne var ki davalının ödeme planına uymadığı için 4822 sayılı Yasa hükümlerinden faydalanma hakkını kaybetmesi için ödeme planına yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olması gerekir. Davalı ödeme planının yasa hükümlerine aykırı olduğunu savunduğuna göre bankanın hazırladığı ödeme planının yasaya uygun olup olmadığının tesbiti gerekir. Mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak bankanın hazırladığı ödeme planının yasaya uygun olması halinde davalının 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi hükümlerinden yararlandırılmaması, yasaya uygun olmaması halinde yararlanmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen nedenle hükmün davalı lehine (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 12.7.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy