(1086 S. K. m. 438)
Dava: Mualla Yıldırım vekili avukat Rafet Güngör ile Selma Yıldırım vekili avukat Cevdet Koç aralarındaki dava hakkında Altınekin Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 1.10.2003 tarih ve 109-65 sayılı hükmün Dairenin 13.12.2004 tarih ve 11449-18164 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalı Sami ile 17.10.2001 tarihinde boşandıklarını, mihir senedi ile kendisine bırakılan eşyaların davalıların yedinde kaldığını bu nedenle eşyaların aynen ya da bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının evi terk etmesi nedeni ile açtığı terk nedenine dayalı boşanma davasının kabul edildiğini, altınları giderken götürdüğünü ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve karşı dava ile de, davacının evi terk etmesi nedeni ile davacıya bağışlanan eşyalar için bağıştan rücuu hakkının doğduğunu bu nedenle bağıştan rücuu ile mehir senedinin iptaline ve davacının götürdüğü altınların aynen ya da bedeli 1.650.000.000 TL.nın faiz ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, eşyaların aynen ya da bedelleri toplamı 5.828.633.000 TL.nın faizi ile davalıdan tahsiline, karşı dava açısından 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiş, dairemizce karar bozulmuş, bu kez davacı-karşı davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenlere göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
2- Davacı-karşı davalı, asıl davada mehir senedinde yazılı ziynet ve çeyiz eşyalarının davalı-karşı davacılarda kaldığından bahisle bu davayı açmış, mahkemece dava aynen kabul edilmiştir. Ancak dava konusu olan ve mahkemece hükmedilenler arasında bulunan dört kalem başlığındaki ziynet eşyaları, mahiyetleri itibariyle kadının tasarrufunda bulunan kolayca taşınabilir eşyalardır. Kural olarak kadın kocası evinden cebir ve şiddetle ayrılmak zorunda bırakılmadığı sürece bu eşyaların kadının tasarrufunda olduğundan kocası evini terk ederken götürüldüğünün karine olarak kabulü gerekir. Olayımızda davacı kadın davalı kocasının evinden cebir ve şiddetle ayrılmak zorunda bırakıldığını iddia ve ispat etmediğine, aksine dosya kapsamından davacı-karşı davalının kendisini ziyarete gelen aile yakınları ile birlikte evi terk ederek gittiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca davacı-karşı davalının bu ziynetleri yanında götürdüğünün kabulü gerekir. Davacı-karşı davalının talep ettiği dört kalem ziynetlerle ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Mahkeme kararının açıklanan şekilde bozulması gerekirken, asıl davanın tümünün reddi gerektiği şeklinde dairemizce zuhulen bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacı-karşı davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin asıl davaya ilişkin bozma kararı kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Birinci bent gereği davacı-karşı davalının diğer karar düzeltme isteminin reddine, 2. bent gereği davacı-karşı davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 13.12.2004 tarih ve 11449-18164 sayılı bozma kararının kısmen kaldırılarak, kararın yukarıda açıklanan şekilde BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy