(1086 S. K. m. 388) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının vekilliğini yürüttüğünü ancak davalının ücret sözleşmesinde kararlaştırılan yükümlülükler ile vekil olarak görevini yürütmesi için gerekli masraf ve belgeleri vermediğini, vekalet ücretinin sürüncemede bırakıldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranması sonucu vekalet görevinden haklı olarak istifa etmek zorunda kaldığını, davalının istifayı kabul ederek 31.12.1998 tarihli azilnameyi gönderdiğini ileri sürerek ücret alacağı için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali ile 1.889.650.000 Tl. alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini layıkıyla yerine getirmediğini, istifasının haklı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 24.12.1998 tarihli dilekçe ile avukatlık görevinden istifa ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yapılması zorunludur. HUMK.nun 388/3 maddesi mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma sebepleri sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunması gerektiğini hükme bağlamaktadır. Davacı bu davada haklı sebeplerle avukatlık görevinden istifa ettiğini iddia etmesine, mahkemece de davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davacının istifasında haklı olup olmadığı hususun da kararda her hangi bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı gibi, kararın usulün 388/3 maddesinde yer alan hususlarda taşımadığı anlaşılmaktadır. Oysaki az yukarıda açıklandığı üzere mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması Anayasa hükmü olduğu gibi kararında usulün 388. maddesinde yer alan hususları kapsamı zorunludur. Mahkeme kararının bahsi geçen yasa hükümlerine aykırı olduğu görülmektedir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek gerekçesiz bir şekilde ve usulün 388/3 maddesine aykırı olarak yazılı biçimde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ( 29 numaralı bent uyarınca davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,peşin harcın istek halinde iadesine, 14.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy