(4721 S. K. m. 8, 13, 14, 15)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmaları olarak temyiz edilmiş ise de duruşmadan feragat ettiğinden incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kızı olan davalı E. L. Öcal'a işlerinin takibi için vekil tayin ettiğini, onunda izin ve bilgisi dışında davalı Av. Ü. Güler'i tevkilen vekaletname verdiğini, A. Öcal'ın aleyhinde yaptığı 600.000.000.000 TL. lik icra takibinde davalı, Av. Ü.Güler'in borçlu vekili olarak vekaletname ibraz edip her türlü süreden ve haktan da feragat ederek takibin kesinleşmesini sağladığını, davalı A. Öcal'ın kesinleşen icra takibi ile iş hanına haciz koydurduğunu ileri sürerek, 7.3.2003 ve 13.10.2003 tarihli dilekçeleri ile de vekaletnamelerin verildiği tarih itibariyle fiil ehliyetinin de olmadığını belirterek, yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, A. Öcal, davacının kızı E. L. Öcal'ın piyasaya borçlandığını, bu borçları ödemek için kendisinden borç aldığını, alacağını teminat altına almak için davacının bilgisi dahilinde ve isteği ile haciz işleminin yapıldığını yapılan işlemin yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Davalı Ü. Güler, vekaletnamede kendisine verilen yetkilere uygun olarak vekil sıfatıyla işlem yaptığını kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı E. L. Öcal, yapılan icra takibinin muvazaalı olduğunu A. Öcal'ın güveni kötüye kullandığını belirtmiştir.
Mahkemece, Dairemizin usulüne uygun taraf teşkili yapılmasına dair bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada; davacının dava dilekçesinde kızı E. L. Öcal'a vekalatname verirken, temyiz kudretinden yoksun olduğunu iddia etmediğini, vekaletname verilirken alınan doktor raporunda mümeyyiz olduğunun belirlendiği, vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasının sabit olmadığı, yapılan icra takibinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Somut olayda davacının 1.10.2001 tarihli vekaletname ile kızı E. L. Öcal'ı her türlü tasarrufu işlemde bulunma ve tevkil yetkisi de vererek vekil tayin ettiği, E. L. Öcal 'ın bu vekalete dayanarak 1.10.2001 tarihinde Av. Ü. Güler'i kendisine verilen tüm yetkileri kapsayacak şekilde tevkil ettiği, bir gün sonra 2.10.2001 tarihinde davalı A. Öcal'ın Zeytinburnu 2. İcra Müdürlüğünün 2001/2789 sayılı dosyasında her hangi bir belgeye dayanmaksızın davacı M. Ş. Kurtoğlu, hakkında 600.000.000.000 TL. üzerinden icra takibi yaptığı, borçlu vekili olarak Av. Ü. Güler'i gösterdiği, aynı gün Av. Ü. Güler'in borçlu vekili olarak icra dosyasında vekaletnamesindeki yetkilere dayanarak, ödeme emrini tebellüğ ettiği her türlü itiraz ve yasal haklardan vazgeçerek borcu kabul ettiği, borçlu taşınmazı üzerine haciz konulmasını istemesi üzerine de haczin konulduğu, Şişli 1.Sulh hukuk Mahkemesinin 5.3.2003 tarihli kararı ile davacı M. Ş. Kurtoğlu'nun tasarruf ehliyetine sahip olmadığı gerekçesi ile vesayet altına alındığı, Adli Tıp Kurumunun 13.8.2003 tarihli raporu ile de vekaletnamesinin verildiği 1.10.2001 itibariyle davacının hukuki ehliyete haiz olmadığı dosya içeriği ile sabittir.
M.K. 8. maddesi gereğince her şahıs medeni haklardan istifade eder. Bu bağlamda hak sahibi olabilir ve borç altına girebilir. Ne var bu hakların kişi tarafından kullanılabilmesi için fiil ehliyetinin mevcut olması gerekir. Reşit ayırt etme gücüne sahip olup, kısıtlı olmayan kişilerin fiil ehliyeti vardır. Buna karşılık MK. 13-14 maddeleri gereğince yaş küçüklüğü, akıl hastalığı akıl zayıflığı sarhoşluk gibi sebeplerle temyiz kudretinden yoksun olanlar tam ehliyetsiz olurlar. MK. 15. maddesi gereğince kanundaki muayyen istisnalar dışında mümeyyiz olmayan şahsın (tam ehliyetsiz) tasarrufu hukuki sonuç doğurmaz. Yaptıkları işlem batıl olur. 11.6.1994 tarih, 4/21 sayılı İBK gereğince bir tasarruf zamanında temyiz gücünden yoksun olduğu anlaşılan kişinin, o tasarrufunun hüküm taşımayacağı iddiasının kabulü için, bunu dava eden vasiye diğer tarafın kötü niyetini kanıtlamak yükü yükletilemez. Öte yandan velayet ve vesayete ilişkin yasal düzenlemeler kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen gözetileceği gibi yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilir. Bu konuda iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanamaz. Yapılan bu açıklamalar gözetildiğine, davacının 1.10.2000 tarihinde fiili ehliyetinin olmadığı dönemde, verdiği vekaletnameye dayanılarak yapılan işlemler davacının aleyhine yükümlülükler doğurmaz. 1.10.2001 tarihli vekaletnameye dayanılarak davacı aleyhine yapılan icra takibinde vekilin borcu kabul etmesi hukuki sonuç doğurmaz. İcra takibinde alacaklı olan A. Öcal, herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadan icra takibi yaptığından, davacıdan alacaklı olduğunu yasal delilerle kanıtlamalıdır. Davalı ibraz ettiği delilerle 600.000.000.000 TL. alacağını, kanıtlayamamıştır. Bu durumda A. Öcal hakkında acılan davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davacı, Zeytinburun İcra Müdürlüğünün 2001/2788 sayılı dosyasında aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. İcra dosyasında davalı A. Öcal davacı aleyhine 600.000.000.000 TL. nın tahsili için icra takibinde bulunmuştur. Davalı E. L. Öcal'a ve Ü. Güler'e takipte alacaklı sıfatı olmadığı gibi alacağı temlik almaları da söz konusu değildir. Ü. Güler borçlu vekili olarak işlem yapmıştır. Bu durumda E. L. Öcal ve Ü. Güler'e husumet yöneltilemez. Bu kişiler aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddi ile Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 8. maddesi gereğince vekalet ücreti takdiri gerekirken davanın esastan reddi ve buna göre vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy