(7201 S. K. m. 21, 23)
Dava: Taraflar arasındaki satış vaadinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Avukat B. Kalaycı ile davacılar imren O., A. Orhan ve vekili Avukat R. Kartal'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, 9.1.1995 tarihinde adlarına kayıtlı olan taşınmazın SS A. G. Arsa Edindirme Konut Yapı kooperatifine satılması konusunda dava dışı A. Orhan'a sınırlı vekaletname verdiklerini, ancak vekilin yetkisini aşarak taşınmazı davalıya sattığını ileri sürerek, geçerli olmayan satış sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğine dair tebligat evrakının incelenmesi sonucunda, dava dilekçesinin davalıya tebligat kanununun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Tebligat evrakına düşülen şerhten de, davalının işe gittiğini bildiren şahsın kim olduğunun yazılmadığı ve ayrıca haber verilen en yakın komşusu N. Özbudak'ın tebliğ evrakına imzasının alınmadığı görülmektedir. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Tebligat Tüzüğünün 28/1 maddesi uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle tebligat tüzüğünün 33 ve Kanunun 23. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasının arkasındaki yazı incelendiğinde, haber verilen en yakın komşunun tebliğ evrakına imzasının alınmadığı anlaşılmaktadır. Oysa tüzüğün 28/1. maddesi hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat adresinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. O halde anılan şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve bu durumda Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşullar tevsik edilmiş sayılmayacağından (madde 23/7) yapılan tebliğ işlemi hukuken geçersiz duruma düşer.
Öte yandan davalının temyiz dilekçesine eklemiş olduğu ikametgah senedindeki daire numarası ile tebliğ yapılan adrese ait daire numarası da birbirini tutmamaktadır. Tüm bu nedenlerle dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bir davanın dinlenebilmesi için usulüne uygun şekilde taraf teşkili yapılması zorunludur.
Mahkemece bu husus göz ardı edilerek, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA. 2. bent gereğince bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy