(818 S. K. m. 463) (1086 S. K. m. 288, 289)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalının ilköğretim okulu müdürü, kendisinin de aynı okulun öğretmeni olduğunu, yaz tatiline giderken yeni aldığı bilgisayarını davalıya söyleyip, okulun kütüphanesine bıraktığını, davalının bilgisayarı evine götürüp çocuklarına bozdurduğunu, üzerine çamur akıtıp kullanılmaz hale getirdiğini ileri sürerek 500.000.000 TL. tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendi evinde de bilgisayar bulunduğunu, davaya konu bilgisayarı evine götürmediği gibi, okulun kütüphanesine bırakılmasından da haberdar olmadığını, bilgisayarı kullanmadığını ve zarar vermediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece tanık beyanları, ibraz edilen masraf faturaları ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın 440.000.00 TL. üzerinden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının ileri sürdüğü olgulara göre tazminat isteminin temeli BK. 463 maddesinde tanımı yapılan saklama (vedia) sözleşmesinden doğan borç ilişkisine dayanmaktadır. Gerçekte de saklama bir sözleşmedir ki onunla saklayıcı saklatanca kendisine bırakılan taşınır bir nesneyi kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girer. Davacı bu davasında yanlar arasında kurulduğunu iddia ettiği saklama sözleşmesinin davalıya yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranışı sebebiyle oluşan zararının giderilmesini istemiş davalı ise kendisine teslim edilmiş bir bilgisayar bulunmadığını, okula bırakıldığı iddia edilen bilgisayardan da haberdar olmadığını savunarak akti ilişkiyi inkar etmiştir. Saklama hukuki işlem olup, HUMK. 288. maddesi uyarınca bu işlemin varlığı yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Somut olayda miktara göre tanık dinlenilemez ve HUMK. 289. maddesi hükmünce davalının açık muafakatı bulunmadığı için dinlenilen tanıkların beyanlarına itibar edilemez. Toplanan delillerden davacının iddiasını kanuni delillerle ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu halde davanın reddi gerekir. Ne varki davacı dava dilekçesinde sair deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmış bulunduğundan davacıya yemin hakkı hatırlatılmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususun gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklana sebeple temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 13.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy