(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı bankadan tüketici kredisi kullandığını, davalının da kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, kredi geri ödemelerini kendisinin yaptığını, ancak davalının ödemeleri kendisinin yaptığından bahisle aleyhine icra takibi yaptığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalının davacı tarafından kullanılan banka tüketici kredisinin geri ödemelerini kendisinin yaptığından bahisle, davacı aleyhine yaptığı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmiş olup, tarafların bu davada birbirlerine karşı olan konumları, uyuşmazlığın hukuki niteliği gözetildiğinde taraflar arasındaki ihtilafın 4077 sayılı yasa kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının bankadan tüketici kredisi kullanması, davanın 4077 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesini gerektirmez. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış nitelendirme sonucu görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy