(818 S. K. m. 101) (4822 S. K. geçici m. 1)
Taraflar arasındaki borcun tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalıdan almış olduğu kredi kartları nedeniyle borcunu ödeyemeyerek temerrüde düştüğünü, 4822 sayılı Yasadan yararlanmak için süresinde davalıya başvurduğunu, ancak çıkarılan ödeme planının Yasaya uygun olmadığını ileri sürerek, borcun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ödeme planına göre ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı bankadan almış olduğu kredi kartlarına ilişkin borcunu ödeyememesi üzerine banka tarafından 21.9.2001 tarihinde ihtar gönderilerek, 16.1.2002 tarihinde de takip başlatıldığı, davacının 4822 sayılı Yasadan faydalanmak için 25.3.2003 tarihinde başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalı banka tarafından fazla miktarda borç çıkarılmasının 4822 sayılı Yasaya aykırı olduğunu bildirerek borcun tespitini talep etmiş olup, anılan Yasaya göre borç miktarının tespiti ve bunun sonucuna göre karar verilmesi zorunludur.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanmalıdır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, bu şekilde bulunacak asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
O halde mahkemece anılan yasa çerçevesinde az yukarda açıklandığı şekilde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre borcun tespitine karar verilmesi gerekirken, davacının ödeme planına göre ödeme yapmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 24.10.2005 günün oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy