(818 S. K. m. 390) (1136 S. K. m. 174)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki vekalet ücretinin tespiti ve tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vekili avukat Ercüment Değer geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı ile 4.5.1999 günlü Müşavir Avukatlık Sözleşmesi yapıldığını, 11.10.2002 günlü ihtarla sözleşmenin davalı tarafça sona erdirildiğini, İstanbul 5.Asliye Ticaret mahkemesinde 210 408.47 USD'lik tazminat davasını takip ettiğini, ek sözleşme 3.md gereğince %10'luk avukatlık ücreti alacağı 21 046.85 USD'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, azlin haklı olduğunu, davacının icra takiplerini takip etmediğini, döviz üzerinden istendiği beyanıyla teminatları kendilerinden döviz üzerinden aldığını, fazla aldığı 1.000.000.000.TL teminat bedelini elinde tuttuğunu, tahsil ettiği 11.000.000.000 TL'lik çekleri ödemediğini, Ağır Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanmaktan dava açıldığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ceza davasından beraat ettiği, 11.000.000.000 TL'nin başka dava ile tahsiline karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 21.046.85 USD'nin faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Müşavir avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanmaktadır. Davacı haksız azil sebebiyle İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/555 dosyasındaki alacak üzerinden %10'a tekabül eden kısmın tahsilini istemektedir. Davalı ise azlin haklı olduğunu savunmaktadır. Davacının 4.5.1999 günlü müşavir avukatlık sözleşmesi ile vekalet görevine başladığı ve 11.10.2002 günlü fesh ihtarıyla bunun sona erdiği sabittir.
Gerek Avukatlık Yasası hükümleri ve gerekse Borçlar Yasanın 390 ve devamı maddeleri hükümlerine göre avukat, vekalet görevini sadakat ve özen ile ifa etmek zorundadır. Sadakat borcu, vekilin kendisine değil başkasına ilişkin bir iş görmesinden ve işini gördüğü kimsenin menfaat iradesine uygun hareket etmesinin vekaletin zorunlu bir unsuru olmasından çıkarılabilir (Tandoğan 1987 Cilt 2, Sh.407).
Avukatlık Yasanın 174. maddesi hükmüne göre avukat haklı bir sebeple azledildiği taktirde ücrete hak kazanamaz. Davalı, davacı avukatı azlederken Beyoğlu 15. Noterliğinin 1.10.2002 tarih ve 16728 yevmiye no.lu ihtarnamesinde sözleşmede yazılı olanın aksine şirketimize ya hiç bilgi vermemiş, ya da yanlış bilgilendirmiştir. Şirketimize bildirilen 6 adet icra dosya numarasının icra esas defteri kayıtlarında yer almadığı, birçok icra ve mahkeme dosyasının avukatlık ücretinin peşin kısmı kendisine ödenmesine rağmen takip etmeyerek işlemden kalkmasına neden olduğu, bu biçimde şirketin alacaklarını tahsilde zaafa uğratarak maddi zararlar verdiği bir kısım borçlularla şirket bilgisi dışında protokoller yaptığı ve tahsilatlar sağladığı, ancak şirketimize bilgi vermediği, bir dosyada 823.000.000 TL ihtiyati haciz teminatı mahkemece kararlaştırıldığı durumda Vezne Tahsilat Makbuzlarına (1) ilave ederek şirketimizden 1.823.000.000 TL tahsil ettiği ve bu parayı 1 yılı aşkın süre zimmetinde tuttuktan sonra şirkete iade ettiği, bir başka dosyada ihtiyati haciz kararı verilmediği durumda şirketimizden 1.722.747.880 TL avans aldığı ve bunu mahkeme değişik dosyasına yatırdığı, ancak karar çıkmadığından iade edilen tutarı şirkete 1 yıl sonra iade ettiği, başka dosyada tarafların sulh olması sebebiyle mahkemece iade edilen 8.850.000.000 TL.nı 18.10.2000 gününden beri 2 yıldır zimmetinde bulundurduğu, bir kısım dosyalarda peşin alınmaması gereken ücreti vekaletleri peşin, bir kısmını da hak ettiğinden fazla aldığı, haczedilerek satışa sunulan ve şirket alacağına mahsuben icradan alınan gayrimenkul ile ilgili olarak Bağcılar İcra Talimat dosyasına önceki hacizler sebebiyle 12.500.000.000 TL tutar yatırdığı bilahare kendisine icra dosyasından 11.652.100.000 TL olarak iade edilen bu parayı şirketimize iade etmeyerek zimmetine geçirdiği... sözlerine yer verilerek azledildiğini bildirmiş, davacı ise azlin haksız olduğunu iddia etmiştir.
Dosya hidayette Baro Hakem Kuruluna açılıp yürütüldüğü için Baro Hakem Kurulunca bilirkişi incelemesi cihetine gidilmiş, bilirkişi raporlarına itiraz üzerinde durulmadan, kararda bilirkişi raporları değerlendirilmeden davalının şikayetleri üzerine yapılan ceza kovuşturulmasının takipsizlik ile açılan davaların beraat ile sonuçlandığı gerekçe gösterilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Oysa Ceza Mahkemesinden sadır olan beraat kararının hukuki hakimini takyit etmeyeceği ve ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın şümulünün tayini bakımından hukuk mahkemesini bağlamayacağı BK.nun 53. maddesinde belirtilmiştir.
Durum böyle olunca azlin haklı veya haksız olduğunun belirlenmesi gerekir. O sebeple davalı taraftan Beyoğlu 15. Noterliğinin 1.10.2002 tarih 16728 yevmiye no.lu azilnamesinde sözünü ettiği dosya numaraları ve ödenen avanslarla ilgili belgeleri istenmeli, davacı taraftan da karşı delilleri sorulup toplanmalı, azilin haklı olup olmadığı gerektiğinde uzman bilirkişi kurulundan gerekçeli denetime elverişli rapor alınarak belirlenip sonucuna göre karar kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy