(818 S. K. m. 158/1, 404) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, davalıya ait Antalya-Kemer'de bulunan taşınmazın satımına aracılık etmesi konusunda davalı ile aralarında sözleşme imzaladıklarını, gerekli satış ortamını hazırlayıp müşteri bulmak suretiyle davalıya ihtarname göndermesine rağmen davalının sözleşmede öngörülen süre dolmadan sözleşmeyi fesh ettiğini, sözleşmeden doğan alacağın tahsili amacıyla davalıya karşı takip başlattığını davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı sözleşmede satış bedelinin gösterilmediğini ve sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı emlakçının bu iş için her hangi bir emek sarf etmediği ve sözleşmede satış bedelinin gösterilmemiş olmasının sözleşmeyi geçersiz kıldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davada dayanılan 1.6.2005 tarihli sözleşmede satış bedelinin gösterilmemiş olması sözleşmeyi geçersiz kılmaz. Bu konuda her hangi bir yasal düzenleme de yoktur. Anılan sözleşmenin 2. maddesinde mülk sahibi veya vekili bu aşamadan sonra bu akdin konusu olan gayrimenkulün satılması için üçüncü kişilerle akit yapamaz. Ayrıca kendi de satamaz. Aksi halde emlak komisyoncusuna satış bedelinin %6'sına karşılık gelen meblağı ödemeyi kabul ve taahhüt eder yazılıdır. Nitekim davacı da sözleşmenin dayanarak tapuda satış bedeli olarak gösterilen 1.440.000.- YTL'nin %6'sına tekabül eden 86.400 YTL'nin ve işlemiş faizinin tahsili için takipte bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen uzatılmış süre dolmadan davacı davalıya 4.7.2003 gününde gönderdiği ihtarnamesinde taşınmaza alıcı bulduğunu belirtip görüşme yapmak üzere bürosuna davet etmiş davalı ise gönderdiği 7.7.2003 tarihli cevabi ihtarnamesinde sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle iadesini istemiş ve 8.7.2003 tarihinde de taşınmazını üçüncü şahsa satmıştır. Bu durumda davacı talebinde haklıdır. Ne var ki az yukarıda açıklanan sözleşme hükmü BK. 158/1 maddesinde yer alan seçimlik ceza koşulu niteliğindedir. Davacı da tercih hakkını ceza koşulu yönünde kullanmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece BK. 161/son maddesi hükmünce cezanın fahiş olup olmadığı objektif esaslar doğrultusunda incelenmeli, davacının uğrayacağı zarar tutarına göre gerektiğinde adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre indirim yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı gerekçe ile davanın tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy