(818 S. K. m. 81, 106)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat M.Ali ile davalı vekili avukat Okan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının murislerinden intikal edecek taşınmazlardaki tüm hak ve hisselerin satışını noter satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satmayı vaad ettiğini, karşılığında
TL ödediğini, gönderdiği ihtarnameye rağmen davalının sözleşmeden doğan yükümünü yerine getirmediğini ileri sürerek ödediği
TL 'nin ve olumlu zararının 8.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında gerçek bir satış sözleşmesi bulunmadığını dayanılan sözleşmenin dava dışı müşterek maliklerle aralarındaki iç sorunlar nedeniyle düzenlendiğini ve sözleşmenin ifa kabiliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeye taşınmazların kadastro mahkemesinde halen davalı bulunduğu ve ifanın muaccel hale gelmediği gerekçe gösterilerek reddine karar verilmiştir.
Davacı, bu davasında gönderdiği ihtarnameye rağmen satış vaadi sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediğini ileri sürerek ödediği paranın ve olumlu zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Satış vaadi sözleşmesi tam iki yanlı bir sözleşme olup, temerrüdün sonuçları ise BK 106. maddesinde açıklanmıştır. Tam iki yanlı sözleşmeler de yanlardan her biri hem alacaklı hem de borçlu durumundadırlar. Bu nitelikteki bir sözleşmede borçlu temerrüdünden söz edebilmek için BK 81. maddesine göre diğer yanın üzerine düşen borcu yerine getirmiş olması veya buna hazır olduğunu karşı tarafa bildirmesi zorunludur. Somut olayda davacının sözleşmeden doğan edimini yerini getirip, sözleşme sırasında davalıya
TL ödediği sözleşme kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Toplanan delillerden gönderilen 8.10.2003 günlü ihtarnameden, davalı savunmasından ve Siverek Tapulama Mahkemesinin 1978/20 esas ve 1981/9 karar sayılı ilamından davalının 8.10.2003 tarihli noter satış vaadi sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediği gibi bu yönde herhangi bir gayret içinde olmadığı da açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı sözleşmeden dönüp, ödediği paranın tahsilini istemekte haklıdır. Her ne kadar sözleşmeden dönen davacı, ödediği para ile birlikte olumlu zararının da tahsiline karar verilmesini istemiş ise de aralarında akdettikleri sözleşmeden döndüğüne göre artık aynı sözleşmeye dayanarak talepte bulunamaz. Hal böyle olunca ödenen
TL'nın tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 04.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy