MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddineyönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, satış sözleşmesi gereğince davalıya dört adet bağımsız bölümü tapuda devrettiğini, davalının borcuna karşılık vermiş olduğu senetlerin ödenmemesi ihtimaline karşılık satıma konu olan taşınmazlar üzerine kendi lehine ipotek tesis edildiğini, konulan ipoteklerin kaldırılmasının teminatı olarak da kendisinin davalıya 16.000.000.000 TL değerinde bir senet verdiğini, davalının, satış bedeli olarak vermiş olduğu senetleri ödemediğini, alacağının tahsili için takip başlatması üzerine ise elindeki teminat senedini üçüncü kişiye ciro ettiğini, senedi ciro ile devralan üçüncü kişi tarafından aleyhinde takip başlatıldığını, sonuç olarak davalının senet bedellerini icra dosyasına işlemiş faiziyle birlikte 33.280.000.000 TL olarak ödemesine rağmen, ödenen bu paranın ciro edilen teminat senedi nedeniyle üçüncü kişilerin başlattıkları takip nedeniyle ilgili takip dosyasına aktarıldığını, böylece davalıdan senet bedellerini alamamış olduğunu ileri sürerek, teminat senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bu senet nedeniyle ödenmiş ve ödenecek miktarların istirdatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tüm borçlarını ödemesine rağmen davacının elinde bulunan iki adet senedi iade etmeyerek takip başlattığını, bunun üzerine kendisinin, davacının vermiş olduğu 16.000.000.000 TL'lik teminat senedini üçüncü kişiye ciro ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiş; birleşen davasında da, taşınmaz satış bedellerini ve ipoteğe konu olan 16.000.000.000 TL'lık borcu banka aracılığıyla davalıya 17.110.000.000 TL olarak ... olmasına rağmen, ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek, ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece karşı davanın kabulüne ipoteğin fekkine, asıl dava yönünden de davacının başlattığı takip nedeniyle icraya ödenen 28.819.730.000 TL'nin, teminat senedinin üçüncü kişilerce takibe konulması nedeniyle anılan dosyaya aktarıldığından bu paranın davalıdan tahsiline, bu senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen ilk hüküm, davalı-karşı davacının temyizi üzerine Dairemizce, “asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, asıl davanın ve bozma kararından sonra birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2006/86 E. sayılı davanın reddine karar verilmiş, birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2004/221 E. sayılı dava ile ilgili olarak ise herhangi bir hüküm kurulmamıştır.
1-HUMK’nun 388/son maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda mahkemece asıl ve birleştirilen her bir dava yönünden HUMK’nun 388. ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2004/221 E. sayılı dava ile ilgili olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma şekil ve sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 4.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.