MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki munzam zarar, tazminat davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan harici sözleşme ile satın aldığı taşınmazın tapunun devredilmemesi nedeniyle davalı aleyhine satış bedeli olarak ödenen bedelin istirdadı için dava ve ek dava açtığını, yapılan yargılamada asıl davada 100.000.000.000.00 TL’nın 31.7.1998 tarihinden itibaren yasal faizi ile birleşen davada 4.166.954.505 TL’nın 8.1.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verildiğini, bu kararın infazı için ilamlı icra takibi yaptığını, ancak tahsilat yapamadığını, istirdat davasının açıldığı tarih ile bugunkü tarih arasında paranın alım gücünde büyük düşüşler gerçekleştiğini belirterek B.K 105 maddesi gereğince munzam zarar olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 150.000.000.000.00 TL’nin yasal faizi ile tahsilini istemiş 29.3.2007 tarihinde açtığı davada ise fazlaya dair saklı tuttuğu 208.573.94 YTL munzam zararının ilk dava tarihi olan 10.10.2003 tarihinden yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, her iki dava birleştirilmiştir.
Davalı, aleyhlerine açılan davada hükmedilen bedelin ödenmesi için gerekli çalışmaları başlattıklarını, 170.000.000.000.00 TL’yi ödediklerini, kalan kısmıda en kısa zamanda ödeyeceklerini, iyi niyetli olduklarını, BK. 105 maddesi gereğince munzam zarara hükmedilmesi için kusurlu olmaları gerektiğini, herhangi bir kusurlarının bulunmadığını savunarak davaların reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının açtığı istirdat davasının kesinleştiği, 30.1.2003 tarihi ile eldeki davanın açıldığı tarih arasında altın fiyatları ve döviz kurlarında artış ile tefe-tüfe artış oranlarının yasal faiz oranının altında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davacı lehine bozulması üzerine yapılan yargılamada bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, davalıdan haricen satın aldığı gayrimenkulun tapusunun devrinin yapılmaması nedeniyle, satış bedelinin istirdadı için davalı aleyhine 31.7.1998 tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000.000.000 TL’nın 8.1.2002 tarihinde ise 4.166.954.505 TL’nın tahsili davası açtığı her iki dava birleştirildikten sonra yapılan yargılamada, asıl davada 100.000.000.000 TL’nin 31.7.1998 tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar yıllık %5 1.1.2000 tarihinden itibaren yıllık %60 ve değişen oranlarda faizi ile tahsiline, birleşen davada 4.166.954.505 TL’nin 8.1.2002 tarihinden itibaren yıllık %60 ve değişen oranlarda yasal faizi ile tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği davacının ilama bağlanan alacağının tahsili için 12.3.2003 tarihinde ... 4. İcra Müdürlüğünün 2003/2834 sayılı dosyasında 104.166.954.505 TL asıl alacak ve 260.706.787.074 TL işlemiş faiz ve ferileri olmak üzere toplam 376.155.099.822 TL’nın yasal faizi ile tahsili için takip yaptığı, icra dosyasında tahsilat yapılmadığı ancak davacıya haricen 2.10.2003 tarihinde 170.000.000.000 TL 4.11.2003 tarihinde 50.000.000.000 TL, 3.12.2003 tarihinde 100.000.000.000 TL 7.1.2004 tarihinde 50.000.000.000 TL, 10.2.2004 tarihinde 26.479.914.000 TL olmak üzere 396.479.914.000 TL ödendiği dosya içeriği ile sabittir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/883 sayılı dava dosyasında davacı lehine hükmedilen 104.166.954.505 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmişse de, hükmedilen yasal faizin para değerindeki düşme nedeniyle zararını karşılamayacağı gerekçesiyle BK. 105 maddesi gereğince oluşan munzam zararının tahsili için fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 10.10.2003 tarihinde 150.000.000.000 TL’nın, 29.3.2007 tarihinde ise 208.573.94 YTL’nın tahsili için ek davayı açmıştır. Dairemizin 2006/1647-5673 sayılı 13.4.2006 tarihli ve hükmüne uyulan bozma ilamında vurgulandığı üzere, munzam zarar kısaca borcun hiç ifa edilmemesi veya geç ifa edilmesi nedeniyle, alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararı olup, bu zararın gerçekleşmesi halinde davacı böyle bir munzam zarar talebinde haklıdır. Dairemizin istikrarlı uygulamasına göre munzam zarar hesabı yapılırken, davacının tazminat davasını açtığı tarihteki para alacağının para değerindeki düşme nedeniyle tahsil tarihindeki ulaşacağı değeri, yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranı, döviz kurları ve altın fiyatlarındaki artış ortalamaları alınmak suretiyle bulunmalı, bu miktardan davacı alacakların tahsil ettiği (edeceği) temerrüt faizi miktarı mahsup edilmelidir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı 5.1.2007 tarihli bilirkişi raporunda, toplam 104.166.954.505 TL davacı alacağının, davanın açıldığı tarihteki değeri ile ... bu munzam zarar davasının açıldığı 10.10.2003 tarihindeki ulaşacağı değeri belirlenmiş, ancak bu miktardan icra takip tarihi olan 12.3.2003 tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi miktarı olan 260.706.787.074 TL mahsup edilerek sonuca gidilmiştir. Oysa davacının 104.166.954.505 TL alacağın 10.10.2003 tarihi itibariyle ulaşacağı değer belirlendiğine göre, bu tarihe kadar olan işlemiş temerrüt faizi toplamının belirlenerek, bu meblağın 104.166.954.505 TL’nın 10.10.2003 tarihinde bilirkişice belirlenen ulaştığı değer 619.280.730.034 TL den mahsup edilmesi gerekir. Mahkemece bilirkişiden bu konuda ek rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davacı, 29.3.2007 tarihinde açtığı ve asıl dava ile birleştirilen ek davanın da 208.573.94 YTL munzam zararının ilk davanın açıldığı 10.10.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, mahkemece de 208.573.94 YTL’nın ilk dava tarihi olan 10.10.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
B.K. 101 maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı ek dava açılmadan önce davalıyı usulüne uygun olarak temerrüde düşürmemiştir. Açılan ilk dava da fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması davalıyı ilk davanın açıldığı tarih itibariyle temerrüde düşürmez. Mahkemece davalının ek davanın açıldığı tarih itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilip 29.3.2007 tarihinden itibaren yasal temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 10.10.2003 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 16.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.