MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar 12.6.1998 tarihli sözleşme ile davalı bankadan kredi kartı alıp kullandıklarını ,ancak borçlarını ödeyemediklerini,4822 SK.dan fadalanmak için süresinde başvurdukları halde 2.319,43 YTL fazla tahsilat yapıldığını bildirerek fazla ödenen kısım için borçlu olmadıklarının tesbiti ile istirdadına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ödenmeyen kredi kartı borcu için takip yapıldığını,takibe itiraz nedeniyle itirazın iptali davasına 5464 SK.daki düzenleme nedeniyle ayrı mahkemede bakıldığını,fazla ödeme olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile Bakiye Tiryakinin 2.319,43 YTL borçlu olmadığının tesbiti ile bu miktarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmeştir.
Davacıların ödeyemediği kredi kartı borcu nedeniyle 21.7.1999 tarihli hesap kat ihtarı ile hesabı kat edilmiş,15.2.2000 tarihinde davacılar hakkında toplam 1.343,72 YTL üzerinden icra takibi yapılmış,itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası devam ederken 4822 SK.dan faydalanmak için 11.4.2003 tarihinde davalı bankaya başvurmuş,aynı tarihli ödeme planı ile 11.4.2003 tarihinden itibaren aylık 380 YTL ve toplam 4.500 YTL olarak ve 12 eşit taksitte ödenmesi talebine uyularak taksitlendirilen kredi kartı borcu ödendikten sonra 20.8.2004 tarihinde bu ödemenin 2.319,43 YTL sinin fazla ödeme olduğu iddiası ile eldeki dava açılmıştır.Davacı 4822 SK.dan faydalanmak için yaptığı başvuru üzerine davalı banka tarafından gönderilen ödeme planına göre ödemeler tamamlandıktan sonra fazla ödemesini talep etmiş ise de BK.62.maddesi borçlu olmadığı şeyi ihtiyarı ile veren kimse ,kendisini hataen borçlu zannederek ödemedikçe onu istirdat edemez,hükmünü öngörmüştür.Davacı kendisine sunulan ödeme planını kabul ederek ödemelerini tamamladığına ve 4822 Sayılı kanun ile kredi kartı borcunu ödeyemeyen kredi kartı sahipleri ile kredi veren kuruluşlar arasındaki ihtilafların giderilmesi anlamında bir tasfiye yasası niteliğinde olması hususuda gözetilerek davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA,31.1.2008 günü oybirliği ile karar verildi.