MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar ... ..., ... ... ve vekilleri avukat ... ... avukat ... ... ile davalı ... ... vekili avukat ... ... ve davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili avukat ... gelmiş, diğer davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları ve verdikleri reddi hakim talebinden vazgeçtiklerini bildirdikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... ..., davalı ... mirasçılarının 18.2.2002 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile murislerinden intikalen gelen taşınmazlardaki hisselerini kendisine satmayı vaad ve taahhüt ettiklerini, bedelini peşin ... olduğu satışı vaad edilen taşınmazların, diğer davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, davalıların açmış oldukları tezyid-i bedel davası sonunda kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verildiğini belirterek, artırılan kamulaştırma bedelinin, işlemiş ve işleyecek tüm yasal faizleri ile birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davaya asli müdahil olarak katılan ... ... ise, davalıların, açılan tezyidi bedel davasındaki hak ve alacaklarını 27.9.2000 tarihli temlikname ile kendisi ve davacı ...’e temlik ettiklerini belirterek, artırılan kamulaştırma bedelinin eşit paylarla kendisine ve davacı ...’e ödenmesini talep etmiştir.
... da davaya asli müdahale dilekçesi vererek, kendisinin avukat olup ... ... mirasçıları olan davalıların açtıkları tezyid-i bedel davasında davalıların vekili olarak görev yaptığını, davanın lehe sonuçlanıp artırılan bedelin davalılar adına bankaya yatırıldığını, avukatlık ücretinin tahsili için başlatmış olduğu icra takibinin kesinleştiğini ancak vekalet ücreti alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek tezyidi bedel davası sonunda hükmedilen miktardan vekalet ücretinin ödenmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Avukat ...’ın talebinin reddine, davacı ... ve müdahil davacı ... ...’in hak sahipliklerinin kabulüne, kamulaştırma bedelinin getirileri ile birlikte kendilerine ödenmesine ilişkin olarak verilen ilk hüküm, asli müdahil ... ve davalıların temyizi üzerine Dairemizce, satış vaadi sözleşmesi ve temliknamenin Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesi gereğince geçersiz olduğu belirtilerek davacı ve müdahil davacının davalarının reddedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, asli müdahil ... hakkındaki hükmün ise onanmasına karar verilmiş; mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davacı ... ve asli müdahil ... ...’in davalarının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ..., asli müdahil ... ... ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ... ve asli müdahil ... ... tarafından Yargıtay 1. Başkanlığına verilen 5.4.2007 ve Dairemize verilen 6.4.2007 tarihli dilekçelerle, 26.6.2006 tarihli 2006/7182 E. 2006/10452 K. sayılı bozma ilamında ismi bulunan Daire başkan ve üyelerin tümü hakkında reddi hakim talebinde bulunulmuştur. Davacıların bu talebi, niteliği itibariyle “toplu ret” istemi niteliğindedir. Yargıtay Kanununun 39/son maddesinde, “daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez” hükmü mevcut olduğundan, davacıların toplu ret isteminin Dairemizin toplantısını engelleyen nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, bozma kararında ismi bulunan Daire başkan ve üyelerin tümü hakkındaki reddi hakim talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı ... tarafından davalılar aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak 16.9.2002 tarihinde tapu iptal ve tescil ile 29.4.2003 tarihinde de tazminat davaları açıldığı, aynı davada müdahil ... ... tarafından da temliknameye dayalı olarak alacak talep edildiği, ayrı ayrı açılan bu davaların ilk dosyada birleştirildiği, mahkemece 17.7.2003 tarihli 2003/554 E. 2003/646 K. sayılı kararla davanın kabulüne ilişkin verilen hükmün, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından “...tescil davasında satış vaadi sözleşmesinin sadece kamulaştırma yapılmayan taşınmazlar için ifası olanaklı olduğundan, bunlarla sınırlı olarak inceleme yapılarak sonuca gidilmesi, birleştirilen davada ise, kamulaştırma bedelinin davacı ve müdahile ödenmesi olanağının, temlikname ve tezyidi bedel davasındaki kanıtlar irdelenerek sonuçlandırılması, hukuki dayanaklarındaki farklılık nedeniyle daha sağlıklı bir inceleme yapılabilmesi için de davaların tefrik edilmesi gerektiği” belirtilerek bozulduğu, bozma ilamına uyulduktan sonra tescil ve tazminat davalarının ayrıldığı, tapu iptal ve tescile ilişkin davada mahkemece 2005/117 E. 2005/396 K. sayılı 23.5.2005 tarihli kararla, satış vaadi sözleşmesi kapsamında kalan kamulaştırılmayan taşınmazların ½ oranında davacı ... adına tesciline, kamulaştırılan taşınmazlar yönünden satış vaadine dayalı tescil talebinin ise reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 27.6.2005 tarihinde kesinleştiği, 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak tapu iptal ve tescil davasından ayrılmasına karar verilen ve 2004/636 E. numarasını alan eldeki davanın konusunu oluşturan satış vaadine dayalı tazminat ve temliknameye dayalı alacak davasında ise, davacı ve müdahil ... yönünden, “davacı ve müdahilin hak sahipliklerinin kabulüne, kamulaştırma bedelinin getirileri ile birlikte kendilerine ödenmesine” karar verildiği, kararın temyizi üzerine Dairemizce, “18.2.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesinin, taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığı 1991 ve 1992 yıllarından sonra yapılmış olması nedeniyle kamulaştırma kanununun 31/b maddesinde yer alan (kamulaştırma kararının tebliğinden sonra taşınmaz malın başkasına devir ve ferağ veya temliki yapılamaz) hükmü gereğince geçersiz olduğu, bu nedenle davacı ...’in satış vaadi sözleşmesine dayanarak kamulaştırma bedeli üzerinde her hangi bir talep hakkına sahip olmadığı, davaya müdahil olarak katılan ... ...’in talebi yönünden de, aynı yasa hükmü gereğince kamulaştırma işleminden sonra düzenlenmiş olan temliknamenin de geçersiz olduğu, 2002/118 sayılı dava dosyasında da söz konusu temliknamenin geçersiz olduğunun belirtildiği, bu durumda müdahil ... ...’in temliknameye dayanarak kamulaştırma bedeli üzerinde hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, davacı ... ve müdahil ... ...’in davalarının reddine karar verilmesi gerektiği” belirtilerek hüküm bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın davacı ve müdahil yönünden reddine karar verilmiştir.
1991 ve 1992 yıllarında yapılan kamulaştırmadan sonra davacı ... ile davalılar arasında imzalanan ve çok sayıda taşınmazı içeren 18.2.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesinin, kamulaştırmaya konu olmayan taşınmazlar yönünden geçerli olduğu tartışmasızdır. Nitekim az yukarda belirtilen satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan aynı mahkemeye ait 2005/117 E. 2005/396 K. sayılı tapu iptal ve tescil davasında da, satış vaadi sözleşmesi kapsamında kalan ve kamulaştırılmayan taşınmazların ½ oranında davacı ... adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 27.6.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kamulaştırılan taşınmazlar yönünden ise, hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında da belirtildiği gibi, 18.2.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi, satış vaadine konu olan taşınmazların kamulaştırılmasından sonra düzenlendiği için Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesi gereğince geçersizdir. Bu nedenle satış vaadi sözleşmesine dayanılarak kamulaştırma bedeli üzerinde hak talep edilmesi mümkün değildir. Dairemize ait bozma ilamında, 27.9.2000 tarihli temliknamenin de aynı yasa hükmü ve aynı gerekçe ile geçersiz olduğu belirtilmişse de, Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesinde “kamulaştırma kararının tebliğinden sonra taşınmaz malın başkasına devir ve ferağ veya temliki” nin yasak olduğu belirtilmiş olup, dava konusu olayda ise yasa maddesinde değinildiği şekilde “taşınmaz malın temliki” değil, tezyidi bedel davası açıldıktan sonra davadaki hak ve alacakların temliki söz konusudur. Açılan bir davada, dava hak ve alacaklarının üçüncü kişilere temliki mümkün ve geçerli olup, kamulaştırılan taşınmazların mülkiyetinin başkasına devri veya temliki söz konusu olmadığından, 27.9.2000 tarihli temliknamenin de, satış vaadi sözleşmesi gibi Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dairemize ait bozma ilamında, “taşınmaz malın temliki” şeklinde düşünülmüş olan temliknamenin, anılan yasaya göre geçersiz olduğunun kabulü, maddi hataya dayalıdır. Öte yandan yine anılan bozma ilamında, aynı mahkemenin 2002/118 E. sayılı dava dosyasında da, söz konusu temliknamenin geçersiz olduğunun belirlendiği açıklanmışsa da, kamulaştırma bedelinin artırılması için davalılar tarafından açılan davada, dava hak ve alacaklarının kendilerine temlik edildiğine ilişkin 27.9.2000 tarihli temliknameyi ibraz ederek, artırılacak olan kamulaştırma bedelinin kendilerine ödenmesini isteyen ... ve
... ...’in söz konusu bu talepleri mahkemece kabul edilmemişse de, adı geçenlerin 2002/118 E. 2002/270 K. sayılı mahkeme ilamında davacı olarak adları geçmediği gibi, karar da kendilerine tebliğ edilmemiştir. Bu durumda ... ve ... ...’in davada taraf olduklarından söz edilemez. Avukatlık Kanununun 38. maddesinin (b) fıkrası gereğince avukat, aynı davada menfaati çatışan kişileri birlikte temsil edemeyeceğinden, tezyidi bedel davasında davacıların vekili olan avukat ...’ın, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2001/23971 E. ve 2001/26120 K. sayılı bozma kararı gereğini yerine getirmiş olmak için, daha önceden başka davalar nedeniyle elinde bulunan ... ve ... ...’e ait vekaletnameleri dosyaya sunmuş olması da, aynı vekilin hem ... ... mirasçıları olan temlik edenlerin, hem de lehine temlikte bulunulan ... ve ... ...’in vekili olarak her iki tarafı da davada temsil ettiği kabul edilemeyeceğinden, sonuca etkili değildir. Hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında, dava konusu temliknamenin gerçekte olduğu gibi “davadaki hak ve alacakların temliki” ne ilişkin değil de, Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesinde yasak olan işlemler arasında sayılan “taşınmaz malın temlikine ilişkin olduğu” şeklinde kabul edilmiş olması, maddi hataya ilişkin olup, maddi hata yapılarak verilen bozma kararına uyulmuş olması da, karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğurmayacağından, mahkemece artırılan kamulaştırma bedeli ile ilgili hak talebi konusunda, 27.9.2000 tarihli temlikname esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, söz konusu temliknamenin de Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesi gereğince geçersiz olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:(1) no’lu bent gereğince bozma kararında ismi bulunan Daire başkan ve üyelerin reddine dair istemin reddine, (2)no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (3) no’lu bent gereğince ise davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 550,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 14.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy