MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ...’nun kullandığı ihtiyaç kredisi sözleşmesine davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, kat ihtarına rağmen, kredinin taksitlerini ödemediğinden aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazının iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmada davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile, itirazın iptaline, takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere 6.896,12 YTL üzerinden devamına,Asıl alacak miktarı olan 6.395,40 YTL’ye takip tarihinden itibaren % 38,84 temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10.maddesinin 3.fıkrasının cümlesi "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayımızda davalı sözleşmeyi kefil olarak imzalamıştır. Davacı banka asıl borçludan alacağını tahsil edemediğini belgelemeden asıl borçlunun kefili olan davalı hakkında ilamsız icra takibi yapmış, itiraz üzerine de itirazın iptali talebiyle bu davayı
2007/13752-2008/3048
açmıştır. Halbuki davacının davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 4.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy