MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Asli Müdahil DAVALI: ... vekili avukat ...
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve asli müdahil avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı adına kayıtlı olan ... ilçesi ...,... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini gayrimenkul satış vaadi senedi ile 16.4.1992 tarihinde davalıdan satın aldıklarını, 1176/1 ve 1175/1 parsel sayılı taşınmazları 30.10.1992 tarihinde de dava dışı ... ,...na sattıklarını, adı geçenin de 2.6.2000 tarihinde dava dışı ... ’e devrettiğini, ... ...’ün ... 6. AHM.nin 2000/1447 sayılı dosyasıyla açmış olduğu alacak davasının reddedilip kararın kesinleştiğini, 144 parselin esasında davalı tarafından başkasına satılması nedeniyle devir olanağının bulunmadığını ileri sürüp taşınmazların rayiç değerinin tespiti ile fazlası saklı kalmak kaydıyla 20.000.000.000 TL7nin davalıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Asli Müdahil ... ise, 15.5.2007 tarihli dilekçesiyle davacı yanında davaya katılarak davalı tarafından davacıya satılan taşınmazların daha sonra kendisine temlik edildiğini, kendisinin de gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile bu haklarını ... ’e devrettiğini, ... ’ün kendisi aleyhine dava açtığını, davanın devam ettiğini bildirmiş ve davacı yanında asli müdahil olarak davaya katılmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının kişisel hakkını asli müdahil ...’na devrettiğinden bu hakkına dayanarak ve bir ödeme söz konusu olmadığından davalıdan talepte bulunamayacağından, asli müdahil ...’nun ise, kişisel hakkını yine dava dışı ... ...’e devretmesi nedeniyle yapmış olduğu bir ödeme de bulunmadığından her iki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
2007/14716 2008/8390
Davacı ile davalı arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde yapıldığı için geçerlidir. Davacı ile Davalı arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca taşınmazların davacıya satılıp teslim edildiği, daha sonra bu taşınmazların asli müdahil ...’na Noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi ile satıldığı, ...’nun ise bu taşınmazları dava dışı ... ...’e yine Noter aracılığıyla düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi senediyle sattığı uyuşmazlık konusu değildir. Ne varki, Davalı’nın dava konusu taşınmazları dava dışı üçüncü şahıslara sattığı ve dava dışı ... ...’ün açmış olduğu alacak davasının reddedildiği ve kararın onanarak 15.12.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı bu kararın kesinleşmesi üzerine, ... ...’ün akidi olan ... na başvurduğunu, ... ...’nun da kendisine müracaat ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bu durumda davacının davasını kendi akidi bulunan davalıya yöneltmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Öte yandan asli müdahil ... da, müdahil dilekçesinde, dava dışı ... ...’ün kendisi aleyhine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/465 E. Sayılı dosyasında dava açmış olduğunu ve bu davanın neticesinin beklenmesini bildirmiştir. Mahkemece bu husus üzerinde de durulmamış ve anılan dava dosyası getirtilip incelenmemiştir. Öyle olunca mahkemece anılan dava dosyası getirtilip incelenmeli, gerekirse bekletici mesele yapılmalı ve tarafların göstermiş olduğu diğer deliller de toplanarak sonucuna uygun karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında gerek davacı gerekse asli müdahil’in istemlerinin incelenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davaların reddi doğru olmayıp hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı ve asli müdahil yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde 13.10 YTL.nın davacıya, 13.10 YTl.nın asli müdahile iadesine, 13.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy