(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının Ankara-Temelli Toplu konut projesi kapsamında yapılan satış ilanına göre, bütçesine uygun olan A/II Blok 4 no.lu daireyi 43.731 YTL bedelle satın aldığını ve 12.5.2005 tarihli sözleşme imzalandığını, aylık taksit ödemelerini yaparken aradan 1 yıl geçtikten sonra, davalının hiçbir haber vermeden bankaya talimat vererek satış fiyatını 4.900 YTL artırdığını ve yaptığı itirazın da satış ilanında hata yapıldığı gerekçesi ile reddedildiğini, davalının satış koşullarını 1 yıl sonra keyfi olarak değiştiremeyeceğini ileri sürerek, artıştan dolayı sorumlu olmadığının tespiti ile fazla ödediği 400 YTL'nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, idarenin planlarında yaptığı değişiklik nedeniyle oluşan fiyat farkını sözleşmeye göre talebe hakkının olduğunu, dava konusu daireye ilişkin projenin satış işlemlerini baz teşkil eden çizimler üzerindeki daire numaraları ile şerefiye puanlarına baz oluşturan daire numaralarının örtüşmemesi nedeni ile konutların şerefiye bedellerinin satış listelerine doğru yansımadığının anlaşıldığını, bu nedenle tespit edilen bedelin esasen alıcının seçtiği konutun bedeli değil, numaralandırmadaki kaymaya göre, o numaraya hangi daire geliyorsa onun bedeli olduğu, böylece ilk dönemde satışa sunulan konutların bedellerinde sehven kuzey daire-güney daire bedelini, güney daire-kuzey daire bedelini aldığını bu nedenle oluşan değer artışının davacın talep edildiği, idare hesabına geçen bir paranın bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı idarenin satış listesinde daire ve şerefiye eşleştirmelerinin hatalı yapılması nedeni ile davacının şerefiye bedelinin düşük tespit edildiği bu durumun maddi yanılgıdan kaynaklandığı ve alıcı yararına kazanılmış hakkın doğmayacağı, davacıdan karşılığı olmayan bir bedelin talep edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı satılan konut bedeli olarak sözleşme dışı kendisinden fazla para talep edildiğini ileri sürmüş, davalı da talebin şerefiyelerin satış listesine doğru yansıtılmadığından kaynaklandığını savunmuştur. Davalı idare tarafından Ankara-Temelli Toplu konut uygulaması çerçevesinde toplam 720 adet konutun satışa sunulduğu, en düşük konut fiyatının 43.731 YTL, en yüksek konut bedelinin 59.250 YTL olduğunun satış duyurusu ile ilan edildiği ve davacı ile yapılan 12.5.2005 tarihli sözleşme ile de, davacıya A/II blok zemin kat 4 no.lu dairenin 43.731 YTL bedelle satışının öngörüldüğü ve ödeme ve teslim koşullarının belirlendiği, davacıya 2.6.2006 tarihinde dairenin teslim edilmesinden sonra Ziraat bankası tarafından davacıya 2006 yılı 7. ay taksitinin artırıldığının bildirildiği ve davacının idareye yaptığı müracaatında da, 18.10.2006 tarihli yazı ile idare tarafından şerefiye fiyatlarının yansıtılması nedeni ile artışın yapıldığını bildirildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacı, en düşük bedelli olarak bildirilen A/II blok zemin kat 4 no.lu daireyi 43.731 YTL bedelle satın alma iradesi ile davalı ile anılan sözleşmeyi imzalamıştır. Sözleşmenin 2.2. maddesinde aylık taksitlerin memur maaş artış oranına göre tespit edileceği açıklanmış başkaca artış hükmü getirilmemiştir. Kaldı ki, satış ilanında en düşük konut bedelinin 43.731 YTL olduğu açıklandığı gibi, yine idare tarafından belirlenen konutlara ilişkin fiyatlandırma tablosunda da, dava konusu A/II blok zemin kat 4 nolu dairenin satış fiyatının 43.731 YTL olduğu yazılmıştır. İdare tarafından yapılan artırımın sözleşmede öngörülen taşınmazın plan ve projesinde gerekli görülen teknik ve yönetimsel değişikliğinden ya da teslimden sonra ortaya çıkmış bir vergi ve harçtan kaynaklanmadığı ve şerefiye puanlamaları arasında hata yapıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Bu husus davalı idarenin kendi kusuru olup, üzerine düşen yükümlülüğü sonuna kadar yerine getirmekle yükümlüdür. İdarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararına katlanması hakkaniyet ilkesinin bir gereğidir. Tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı olması da esas olup, davalının kendi kusurundan kaynaklanan zarara katlanması gerektiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy