MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 7.5.1996 tarihinde encümen kararıyla satışı yapılan taşınmazın bedelinin ödenmesine rağmen tapuda devrinin yapılmadığını, açılan tapu iptali tescil davasının reddedilip kesinleştiğini ileri sürerek fazlasını saklı tutup mahkemece tespit edilen 22.032,25 YTL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, satışın geçersiz olup devrin yapılamayacağını öğrendiği tarihte bedeli isteme hakkının doğduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapu iptali tescil davasının karar tarihinden itibaren bir yıllık sürenin dolmadığına dayanılarak davanın kabulüne, taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 18.947,95 YTL nin faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava konusu taşınmazın 7.5.2006 tarihli Belediye Encümen kararı ile davacıya satıldığı , bu satışın geçersiz olduğu ve davacının açtığı tapu iptali tescil davasının reddedilip kesinleştiği dosya içeriği ile sabittir. Bu durumda davacı, ancak bu geçersiz sözleşme nedeniyle davalıya verdiğini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilir.
2007/15106-20084709
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilir iken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hem hakkaniyetin hem de gerçek adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır.
Davacı, 17.2.2003 tarihinde tapu iptali tescil davasını açmış, dava 31.1.2006 tarihinde reddedilip, 10.3.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Hal böyle olunca mahkemece; davacının 7.5.1996 tarihinde ödediği bedelin enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle aktin ifa umudunun ortadan kalktığı tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği 10.3.2006 tarihinde ulaşacağı alım gücünün, az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında bu konuda uzman bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmesi ve talep miktarı da gözetilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine , 2. bentte açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.