MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacıların ... göçmeni olduklarını, ilgili Devlet Bakanlığının başlattığı sosyal konut projesi uyarınca davalı kuruma müracaat ederek göçmen konutları hesabına katkı payını yatırdıklarını, uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen konutların teslim edilmediğini, yatırılan paranın yıllar içerisinde enflasyonun etkisiyle rakamsal olarak çok büyük oranda değer kaybına uğradığını ve iade edilmediğini ileri sürerek, yatırılan paranın banka hesabına yatırılma tarihi itibariyle alım gücünün denkleştirici adalet ilkeleri gereğince hesaplanacak miktardan fazlası saklı kalmak üzere her bir davacı için 5001 YTl. olmak üzere toplam 360.072.00 YTL.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacılar ..., ... ve ...’ün davasının yatırdıkları paraların iade edilmiş olmaları nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden 5543 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca her bir davacı için 2.500.000 TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılardan ...’nin 3.7.2007 tarihli Necati Yılmaz’ın ise 4.7.2007 tarihli dilekçeleri ile davadan feragat ettiklerini bildirdikleri dosyada bulunan dilekçelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece, karardan sonra verilen bu davadan feragate dair dilekçeler hakkında karar verilmesi için kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacılar, ...'dan göçmen olarak geldiklerini, davalının 1990 yılındaki projesi ile kendileri ve benzer durumdaki kişiler için konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeni ile davalı hesabına 2.500.000 TL yatırdıklarını, konutların teslim edilmediğini bildirerek talepte bulunmuş, davalı ise bu konuda broşür yayımlandığını kabul etmekle birlikte her başvuru sahibine konut verme taahhütleri bulunmadığını, sınırlı sayıda konut ürettiklerini, broşür ve yönergede gösterilen şartlar dahilinde puantaj usulüne ve öncelik sırasına göre konut dağıtımının gerçekleştirildiğini, 13.5.1992 tarihinde çıkarılan genelge ile de hak sahibi olmayanlara, paralarını almaları için duyuruda bulunduklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Dosyadaki delillerden, davacıların davalı hesabına proje gereğince konut sahibi olmak amacıyla 2.500.000 TL para yatırdıkları, davalının çıkardığı yönerge ve broşür de gösterilen konut dağıtımına ilişkin sıra ve puanlarının yetersiz kalması sebebiyle dava tarihi itibariyle davacılara konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre geçersiz taşınmaz satım sözleşmelerinde denkleştirici adalet ilkeleri uygulanarak davacının ödediği paranın ulaşacağı alım gücünün iadesi gerekir ise de; yargılama sırasında yürürlüğü giren 5543 sayılı kanun ile bu konuda özel düzenleme yapılmış ve mahkemece bu kanunun geçici 1. maddesi gereğince davacıların ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine karar verilmiştir. Ancak anılan yasa ile ilgili olarak iptal istemi ile Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve yürütmeyi durdurma kararı verildiği anlaşıldığından mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesiusul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2 numaralı bent uyarınca davalı yararına, 3 numaralı bent uyarınca da temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 4. numaralı bent gereğince davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.