MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar davalı kardeşleri ile ortaklıklarını sonlandırarak dava konusu taşınmaz dışındaki tüm malvarlıklarını tasfiye ettiklerini,dava konusu taşınmazın ortaklığın kazancı ile alındığı ancak davalı üzerinde tescilli olduğunu,imar kanunundaki bir engelleme nedeni ile taksim edemediklerini ancak davalının 28.7.1997 tarihli belge ile taşınmazın ortak alındığının ve satılması halinde davacıların hisselerinin ödenmesinin taahhüt edildiğini, taşınmazın 500.000 YTL ye satıldığı halde hisselerinin ödenmediğini ileri sürerek 2/3 hisse karşılığının tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı belgenin geçersiz olduğunu,taşınmazın kendisi tarafından alındığını,dava dışı ... adlı kişiye noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile diğer hissedarlarla birlikte 400.000 YTL ye sattıklarını 19/64 hissesinin karşılığı olan 84.000 YTL’nin çekle tahsil edildiğini,daha sonra ...’in aldığı vekaletname ile 19/64 hisseyi tapudan üçüncü şahsa 500.000 YTL ye satmasının şufa hakkını engellemeye ilişkin olduğunu ancak kendisinin bu son satışlı bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 500.000 YTL satış bedeli üzerinden davacıların
2/3 hissesi karşılığı 333.333,32 YTL’nin tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların davalı ile ortak oldukları taşınmazın 19/64 payının davalı adına tapuda kayıtlı olduğu,28.7.1997 tarihli davalı tarafından imzalanan belge ile taşınmazın ortak olduğu ve satışı halinde satış bedelinden herkese 1/3 er hisse verileceği kararlaştırılmıştır.Belgedeki imzanın davalıya ait olduğu hususu da imza incelemesi sonucu anlaşılmıştır.Dava konusu taşınmazdaki pay davalıya vekaleten oğlu İsmail tarafından 26.5.2003 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile diğer hissedarlar ile birlikte tamamı 400.000 YTL ye ... adlı kişiye satılmış,dava dışı ... tarafından davalıdan alınan vekaletname ile taşınmazın davalı üzerindeki 19/64 hissesini 23.7.2003 tarihinde ... adlı kişiye sattığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davacılar taşınmazın tapudaki satış bedeli üzerinden hisselerine düşen bedelin tahsilini talep etmişler mahkemece de 500.000 YTL bedel üzerinden davacı hisselerinin tahsiline karar verilmiştir.Ancak davalı adına kayıtlı 19/64 hisse diğer hissedarlar ile birlikte 400.000 YTL bedelle noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile ...’e satılmıştır.Bu satış sözleşmesi geçerli bir satış sözleşmesi olduğuna göre, satış bedelinin taraflar arasında ihtilaflı olduğunun kabulü gerekir. Davacılar, davalının 26.5.2003 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazı ...’e sattığına göre, ...’in vekaletname ile tapuda üçüncü kişiye sattığı 23.7.2003 tarihindeki bedeli değil, 26.5.2003 tarihindeki noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihteki bedel üzerinden hisselerini isteyebilirler.Mahkemece bu tarihteki gerçek satış bedelinin keşfen belirlenip bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 14.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.